SIBO’da Kullanılan İlaçlar ve Diyetin Etkisi

By December 7, 2017 Blog

Bu yazı SIBO hakkında yazdığım üçüncü yazı ve SIBO’yu tedavi etmede kullanılan antibakteriyellerden bahsediyor. SIBO’nun ne olduğu, nedenleri, semptomları, önerilen beslenme şekli ve tedavi yaklaşımlarıyla ilgili bilgileri verdiğim yazıma buradan, SIBO teşhisinde kullanılan test yöntemlerine ise buradan ulaşabilirsiniz.

SIBO tedavisinde, semptomları hızlı bir şekilde azalttıkları için diyetler oldukça ön planda. SIBO için önerilen diyetler genel olarak çeşitli karbonhidratları ve lifli yiyecekleri kısıtlıyorlar. Ancak bunun uzun dönemde nasıl sonuçları olacağı tam olarak bilinmiyor. İnce bağırsaktaki bakterileri aç bırakarak bakteri sayısını azaltmayı hedefleyen bu yaklaşımın, azalmasını istemediğimiz kalın bağırsak mikrobiatası üzerinde de etkileri olması kaçınılmaz. Yapılan çalışmalar da, bu diyetlerin uzun süre uygulanmasının, kalın bağırsak mikrobiatasına zarar verebileceği uyarısında bulunuyorlar. (1)(2)(3)(4)

Ayrıca SIBO konusunda sayısız araştırmada imzası bulunan, önde gelen araştırmacı Mark Pimentel, karbonhidratların aşırı sınırlandırılmasının bakterileri hibernasyona uğratabileceğini ve antibakteriyel tedavinin başarısını düşürebileceğini söylüyor. Antibiyotikler, bakteriler replikasyona uğrarken (çoğalırken) etki ediyorlar, bu yüzden onların doymuş, mutlu ve çoğalmaya hazır olmalarını istiyoruz, kıtlık koşulları altında kabuklarına çekilmiş beklemelerini değil (5).

Bu yüzden SIBO’nun yarattığı rahatsızlığı hafifletmek için diyete başvurulsa bile, çok kısıtlı bir diyeti hayat tarzı haline getirmeden bir an evvel antibakteriyellere yönelmek daha mantıklı görünüyor.

Şimdi kullanılan farklı antibiyotik rejimlerine bakalım. Antibiyotik ismi ve çalışmalarda kullanılan dozları vermek konusunda oldukça düşündüm. Hastalığın teşhisinden emin olmadan, antibiyotiğin ciddi yan etkileri olabileceği ihtimalini tartmadan, etkileşime girebileceği kullanılan diğer ilaçları hesap etmeden ezbere antibiyotik kullanılmasını teşvik etmek asla istemem. Ancak diğer yandan bu bilgiler İngilizce bilenlerin zaten erişebileceği bilgiler. Ve biz bunları paylaşmasak da yine komşusunun kullandığı ilacı kendi derdine çare olur diye kullananlara engel olamayacağız. En azından okuyup derinlemesine araştıran, sağlığını bu kadar hafife almayan insanlar için daha net bilgilerin olduğu bir kaynak sağlamış olurum diye düşünüyorum. Çünkü maalesef her şey diyetle düzelmiyor ve doktorlarımız bazen biz talepte bulunmazsak bu tedavileri bize sunmuyor. Bu yüzden, lütfen bu bilgileri kendi kendinize uygulamak için değil, doktorunuza sormak ve tedavi sırasında onunla iş birliği içinde olabilmek adına bilinçlenmek için kullanın ve her zaman sizin kişisel sağlık öykünüzü, kullandığınız ilaçları bilen doktorunuzla iletişim halinde olun.

Farmasötik Antibiyotikler:

SIBO tedavisinde ilk tercih edilen antibiyotik Rifaximin. Rifaximin bütün SIBO vakalarında kullanılabiliyor. Metan gazı baskın SIBO’larda protokole Neomisin de ekleniyor.

Rifaximin bildiğimiz antibiyotiklerden farklı olarak kalın bağırsak bakterilerine zarar vermiyor veya mantar artışına neden olmuyor. Rifaximin safrada çözüldüğü için ince bağırsaktan çıktığında kristalize olarak etkisini yitiriyor. Ayrıca vücut tarafından emilmediği için sadece lokal etki gösteriyor.(6)

Rifaximin’in bir başka özelliği ise bakterilerin ona karşı direnç geliştirmemesi. SIBO’nun sık nüks edebilen bir durum olduğu düşünüldüğünde elimizde tekrar tekrar kullanabildiğimiz bir ilaç olması büyük bir avantaj (6).

Bunların dışında Rifaximin’in alışılmadık bazı avantajları bile var. Plazmidleri azaltarak bakterilerdeki antibiyotik direncini azalttığı ve ince bağırsaktaki enflamatuvar sitokinleri azaltmak suretiyle antienflamatuvar etki gösterdiği söyleniyor (6).

SIBO tedavisi için Rifaximin’le yapılan çalışmalarda günlük 1200-1650mg’lık dozlar üçe bölünerek kullanılmış. Nefes testi sonuçlarına göre %70-90 oranlarında başarı sağlanmış, ortalama %90 oranında şikayetler ortadan kalkmış (7). Tedaviye farklı çalışmalarda 10-14 gün boyunca devam edilmiş (7) ancak daha uzun süre kullandırılan hastaların da olduğu belirtiliyor (5). Rifaximin Türkiye’de Colidur ve Normix ticari isimleriyle satılıyor. Diğer ülkelerdeki isimleri için bu linke başvurabilirsiniz.

SIBO kabızlıkla seyrediyorsa Rifaximin’e Neomisin eklenmesi başarı şansını artırıyor. Dr. Pimentel’in protokolüne göre 10 gün boyunca, günde 1600mg Rifaximin ve 1000mg Neomisin kullanılıyor. Rifaximin dozu 3’e, Neomisin 2’ye bölünerek alınıyor (7).

Eğer kabızlık ishalle dönüşümlü seyrediyorsa sadece Rifaximin öneriliyor (7).

Bunların dışında Metronidazol üzerinde de çalışmalar yapılıyor ancak Metronidazol sistemik etkileri olan ve kalın bağırsaktaki faydalı bakteri florasına zarar verebilecek bir antibiyotik (7). Tabi ki hastanın var olan diğer sağlık sorunlarına göre tercih edilebileceği durumlar olabilir.

Bitkisel Antibiyotikler

Daha uzun sürse de bitkisel antibakteriyellerin klasik antibiyotikler kadar etkili olduğu yapılan bir çalışmada gösterilmiş (6). Birçok doktor da bitkisel antibiyotikleri kullanıp iyi sonuçlar aldıklarını bildiriyorlar. Bu yüzden gerek ilk tercih olarak, gerekse farmasötik antibiyotiklerden sonuç alınamadığında, bazen de SIBO’nun tekrarlaması durumunda bitkisel ilaçlara başvurulabilir.

SIBO uzmanı Dr. Allison Siebecker, bitkisel antibakteriyellerin kullanıldığı sadece iki çalışma olduğu için doğru kombinasyonlar ve dozlar konusunda klasik antibiyotikler kadar net bilgimiz olmadığını söylüyor. Yapılan bu çalışmalarda şu iki kombinasyon kullanılmış (8):

  • Biotics FC Cidal ve Biotics Dysbiocide, veya
  • Metagenics Candibactin-AR ve Metagenics Candibactin-BR

Bu iki kombinasyon da dört hafta boyunca günde iki kez, iki kapsül olarak kullanılmış.

Bunların dışında sarımsaktan elde edilen Allisin ekstratı günde 2 veya 3 kez olmak üzere 450mg’lık dozlarda; hydrastis canadensis (altınmühür), sarı boya çalısı (oregon grape), berberis (barberry) gibi bazı bitkilerde bulunan berberin günde toplam 5g olmak üzere küçük dozlara bölünerek, emülsifiye kekik günde 2 kez 100mg, neem takviyesi ise günde 3 kez 300mg olmak üzere, Allison Siebecker’ın kendi kliniğinde kullandığı bitkisel antibiyotikler (6). Bunları tek başlarına veya 2-3’lü kombinasyon halinde kullandığı söylüyor (8). Bitkisel antibiyotikler kullanıldığında nefes testi sonuçlarının normale dönmesi 1 ayı buluyor ve iyileşme krizi (die-off / Herxheimer reaksiyonu) daha uzun sürebiliyor.

Bu ilaçların bitkisel olmaları asla zarar vermezler anlamına gelmiyor, bunu lütfen unutmayın. Örneğin ince bağırsaktaki bakterilerin yanında kalın bağırsaktaki faydalı flora üzerinde de etkileri olabilir. Kullandığınız başka ilaçlarla etkileşime girebilirler. Bitkilerden bu kadar güçlü etkileri olan ilaçlar elde edilebilmesi için o bitkiden çok fazla miktarda kullanılması gerektiğini unutmayın. Örneğin esansiyel yağlarla ilgili bir makalede bu yağların, hücre iç zarları ve organellerine zarar veren pro-oksidatif (oksidatif stresi tetikleyici) etkileri olabileceği belirtilmiş (9). Bu yüzden hem kullanmadan önce klasik bir antibiyotik kullanırken gösterdiğiniz özeni göstermeli hem de nasıl olsa zararı yok düşüncesiyle önlem amaçlı aylarca kullanmaya devam etmemelisiniz. Bu bilgiler tamamen araştırabileceğiniz bir başlangıç noktası sağlamak amacıyla yazıldı, mutlaka kendi durumunuza uygunluğunu kendiniz yeniden gözden geçirin.

11 Comments

  • oğuz karakuş says:

    Merhaba Tugba Hanim,

    Oncelikle blogunuz icin tesekkur ederim. Gercekten bilgi dolu, cok emek harcanip hazirlandigi belli.
    Ben senelerdir burun, geniz akintisina sebep olan alerjilerden madurum. Doktorlardan fayda goremedim. En son bi 5-6 aydir diyet yapiyorum. Tam olmasa da gaps diyeti diyebilirim sanirim. Bir miktar faydasini gordum ama cozum olmadi benim icin. Sizin yazinizda okuyunca rifaksimin kullanmaya karar verdim. Bu ilaclar antibiyotik olmasina ragmen enteresan bicimde eczanelerde recetesiz satiliyor…
    Siz rifaksimin iceren ilaclardan kullandiniz mi? Kullandiysaniz faydasini gordunuz mu?

    Selamlar,
    Oguz Karakus

    • Tuğba Duymaz says:

      Merhaba, ben teşekkür ederim yorumlarınız için… Küçük bir uyarıda bulunmak istiyorum öncelikle, hem size hem de diğer okuyanlara… SİBO ile ilgili olduğu düşünülen bu belirtiler birçok başka durumdan da kaynaklanabilir. Örneğin sizin durumunuzda burun, geniz akıntısı süt ürünlerinden, allerjiler histamin intoleransından kaynaklanıyor olabilir ve bunlar yalnızca ilk aklıma gelenler. Sibo olması durumunda ise şunu söyleyebilirim ki, okuduğum birçok doktorun önerileri doğrultusunda ben de bitkisel antibiyotiklere öncelik verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yapılan çalışmalarda bunların rifaksimin kadar etkili olduğu görülmüş. Benim kendi üzerimdeki tecrübem de bu yönde… Ama kişiden kişiye değişir tabi k. Ayrıca SİBO’yu ölçebilen bir test cihazının artık Türkiye’de olduğu haberini aldım. Eğer şüpheleniyorsanız test yaptırmanızda büyük fayda var. Varolan başka sorunlar olabilir ve siz boş yere sibo ile vakit kaybedebilirsiniz.
      Umarım yardımcı olabilmişimdir..

      • önder says:

        Tugba hocam merhabalar,

        sibo’dan bende şupheleniyorum. sibo cihazı olan hangi hastanelerdir. ben bursa’da yaşıyorum.

  • Abdullah ataklı says:

    Merhaba hocam çağın en sinsi hastalığı olan bütün otoimmun ve metabolik rahatsızlıkta altta yatan en büyük etkenlerden biri olduğu düşünülen sıbo ile ilgili ülkemiz de o kadar az sağlıklı bilgi varken sizin bu altın değerindeki bilgilerinizi için ne kadar teşekkür edilse azdır ellerinize emeğinize sağlık..
    Hocam bu bitkisel antibiyotiklerin kombinini nasıl yapacağız altınmühür otundaki berberin oranı ne kadar bu konuda yardımcı olurmusunuz teşekkür ederim

    • Tuğba Duymaz says:

      Merhaba, çok teşekkürler yorumlarınız için. Yazıda belirttiğim bitkisellerin dozları yalnızca Allison Siebecker’ın önerdikleri. Farklı doktorlar farklı dozlar ve preparatlar kullanıyor olabilirler. Siebecker hepsini aynı anda kullanmadığını ve bazılarını tekrar olması veya iyileşme görmemesi durumunda sona sakladığını söylüyordu ama dediğim gibi farklı doktorların farklı yaklaşımları olabilir. Altınmühür içerisinde ne kadar berberin olduğunu söyleyemem maalesef. Bunun takviyeyi üreten firma tarafından belirtilmiş olması gerek. Her takviyede farklı miktarlarda ekstrakt bulunabilir.

  • oğuz karakuş says:

    Biraz gec cevap vermis olduyorum ama oneriniz uzerine istanbuldaki test yapan kuruluslari arastirdim ve histamin ve dao testleri yaptirdim, sonuclari bekliyorum simdi. Ordan bir sey cikmazsa bahsettiginiz bitkisel antibiyotikleri denemeyi dusunuyorum. Tekrar tesekkurler.

    • Tuğba Duymaz says:

      Ben teşekkür ederim paylaştığınız için. Umarım sorunun ne olduğunu bir an evvel bulup sağlığınıza kavuşursunuz.

  • Emine M. says:

    Tuğba Hanım öncelikle teşekkür ederim tüm bu kapsamlı araştırmalarınız için. Sibo ile ilgili en tatmin edici bilgilere sayfanızda denk geldim açıkçası.

    Benim sormak istediğim şu; yemeklerden sonra başlayan ve 5-6 saat süren aşırı karın ağrısı be gaz şikayetiyle gittiğim 3. dahiliye doktoru rifaksimin tedavisine başladı. Bir iki gündür daha rahatım, bunda şüphesiz zaten ağrı yapmayan yoğurt, kefir, yumurta ve muzla beslenmemin de etkisi var. Tekrar aynı ağrıları yaşarım korkusuyla başka bir şey yeme cesaretim yok açıkçası. Soruma gelecek olursam; araştırmalarım ve sizin yazılarınız sonucunda kafam nasıl beslenmem gerektiğiyle ilgili karışık. Rifaximin kullanırken bakterilerin uykuya geçmiş olmaması için sanırım diyet uygulamam gerekiyor, doğru mu anladım? Normal beslenmeye devam mı etmeliyim? Rifaximin tedavisinden sonra mı diyet uygulamalıyım? Sibonun tekrar etmemesi için hangi diyet daha uygundur?

    Şimdiden teşekkür ederim. Sevgiler…

    • Tuğba Duymaz says:

      Merhaba, öncelikle çok geçmiş olsun…
      Bu konuda iki görüş var: Birine göre bakterilerin uykuya geçmemesi için diyet yapmamalısınız, diğerine göre bakterileri aç bırakarak ilaca destek olmalısınız. Ben açıkçası daha fazla güvendiğim bazı doktorların anlatımlarından, birinci görüşe daha yakın hissediyorum. Vücut işleyişi söz konusu olduğunda her zaman iki artı iki dört etmiyor, yani aç bırakalım ölsünler yaklaşımı bizim beklediğimiz gibi sonuçlanmayabilir. Zira doğadaki her canlı hayatta kalmaya programlanmış ve onların da çeşitli savunma mekanizmaları var. Diğer taraftan elemental diyet gibi çok daha sıkı bir diyetle çok iyi sonuçlar alındığının söylenmesi acaba aç bırakma yaklaşımı doğru olabilir mi diye düşündürüyor. Ancak dikkatli bakıldığında elemental diyet bittiğinde ve gerçek yiyecekler yenmeye başlandığında sorunların geri geldiği görülüyor… Bununla beraber, tabi ki size çok rahatsızlık veren semptomlarınız varsa ne olursa olsun bunlarla yaşayın diyemeyiz bence. Yani sizi rahatlatacak ancak çok sıkı olmayan bir diyet yapabilir, aynı zamanda ilaç tedavisi alabilir ve en önemlisi de altta yatan nedenleri bulmaya çalışabilirsiniz bana kalırsa.

  • selcem says:

    Merhaba doktor hanim,
    mikrobiyom testimde sibo cikti ve daha once kullandığım kinolon antibiyotikler vucuduma hasar verdigi icin antibiyotik tedavisi istemedim. Gittigim bir doktor kekik yagi verdi ancak ciddi vucut alerjisi , folikulut oldu. Simdi eliminasyon diyetine devam ediyorum ama sibom tam duzelmis degil. Berberine ve neem plus Turkiyede var mi ve sizce rifaximin e gore güvenirliliği nedir? saglik sorumlarimdan dolayi olumcul bir durum yoksa antibiyotik kullanamam gerek

    • Tuğba Duymaz says:

      Berberine bazı eczaneler getirmeye başlamışar sanırım. Bence rifaximinden önce denenmesi gereken bir takviye…

Leave a Reply

error: Paylaşmak için lütfen izin alın !!