Geçenlerde instagramda bir hesapta gördüm, Haşimato’lular için uygun beslenmenin raw vegan beslenme olduğu iddia edilmiş ve bununla ilgili bir atölye çalışmasının duyurusu yapılmış. Bir çok farklı beslenme akımı var ve bunlar bazı insanlarda gerçekten de çok iyi sonuçlar veriyor. Ancak şimdiye kadar okuduğum bir çok kitap, makale, web sitesi ve röportajlarını izlediğim sayısız doktordan öğrendim ki mucizevi diyetlerin, en masum önerilerin bile zarar verdiği insan grupları olabilir.

Örneğin ketojenik diyet! Ketojenik diyet bir çok nörolojik hastalıkta mucizeler yaratıyor. Insülin direnci, prediyabet ve metabolik sendromda o kadar iyi sonuç veriyor ki (1) Robb Wolfe kitabında, ketojenik diyetin ileride bu hastalıklarda standart tedavi protokolü olabileceğini söylüyor (2). Acaba bütün sorunlarımızın çaresi bu olabilir mi? Hemen karar vermemek lazım! Çünkü ketojenik diyetin uygun olmadığı ve semptomlarınızı kötüleştirebileceği durumlar da var.

Bunlardan bir tanesi kandida enfeksiyonu varlığı. Kandida, bağırsağın aslında normal florasının bir parçası olan Candida albicans adlı maya mantarının yarattığı fırsatçı bir enfeksiyon (3). Kandida hakkında kısa bir araştırma yaptığınızda bu mantarın şekerle beslendiğini ve ondan kurtulmak için karbonhidratların büyük ölçüde diyetten çıkarılmasının önerildiğini görürsünüz. Bu ilk başta kulağa mantıklı gelse de yapılan bazı çalışmalar bunun iyi bir öneri olmayabileceğini ortaya koyuyor. Chris Kresser, bu durumdan bahsettiği yazısında (4), GAPS, SCD gibi çok düşük karbonhidratlı ve ketojenik diyete kayabilecek diyetlerin, kandida açısından çok da avantajlı olmayabileceğini belirtmiş. Kresser’a göre bazı çalışmalarda kandidanın, ketojenik diyette ortaya çıkan keton cisimcikleriyle daha da geliştiği gösteriliyor. Ayrıca savunma hücrelerimiz de keton cisimcikleri varlığında kandidaya karşı daha güçsüz kalıyor. Uzun süre aç kalan obez hastalarda ketosis oluştuğunda, kandida enfeksiyonları geliştiğini gösteren çalışmalara da değiniyor Kresser(4).

Bu saydıklarımdan ketojenik diyetin zararlı olduğunu anlatmaya çalıştığım sanılmasın! Daha geçenlerde tedaviye yanıt vermeyen epilepsili çocuklarda ketojenik diyetin umut vaat ettiğini anlatan bir yazı yazdım! Dikkat çekmek istediğim asıl nokta, bir diyeti hayatımıza sokmaya karar vermeden önce kendi durumumuzu iyi değerlendirmemiz ve diyetin iyi yönleri kadar sakıncalı olabilecek taraflarını da araştırmamız gerektiği.

Çok daha çarpıcı başka bir örnek vermek istiyorum. Herkesin faydaları üzerinde hemfikir olduğu, hepimizin bol bol tüketmesi gereken sebzeler! Onların bile tüketilmemesi gereken durumlar olabilir. Örneğin SIBO’da… Bir çok Haşimato hastasında da görülebilen SIBO, ince bağırsaktaki bakterilerin aşırı çoğalmasıdır. SIBO’da ince bağırsakta dengeyi bozan bu bakteriler, sebzelerin liflerini parçalayarak gaz oluşumuna yol açarlar (5). Gaz ise; karında şişlik, ağrı, kabızlık/ishal gibi oldukça rahatsız edici semptomları doğurur. Bu bakteriler ayrıca besinlerin emilimine engel olabilirler, sızıntılı bağırsağa neden olabilirler. Bazense, salgıladıkları toksinler nörolojik semptomlara yol açabilir(5). SIBO bakterileri karbonhidratlarla beslenir, bu yüzden de semptomları rahatlatmak için eldeki en önemli araç diyettir (6). Önerilmiş farklı SIBO diyetleri olsa da hepsinin ortak noktası sebzelerin mümkün olduğunca kısıtlanması! (Sebzeler dışında baklagiller, tahıllar, kemik suyu, süt ürünleri, kuruyemişler ve yağlı tohumlar da azaltılıyor.) Bu yüzden de yukarıda kandida için sakıncalarından bahsedilen SCD, GAPS gibi diyetler burada avantajlı hale gelebiliyor (6). Geçenlerde SIBO Summit’te konuşan, konunun önde gelen isimlerinden Allison Siebecker, aktif SIBO hastalarına, semptomları hafifletebilmek adına ne önerdi dersiniz? Salata yeMEmelerini! Başlangıç aşamasında sebzeleri pişirerek tüketmelerinin daha iyi olacağını belirtti (6). Anlaşılan o ki raw vegan diyet aslında herkes için ideal olmayabilir! Tabi şunu da hatırlatmakta yarar var: SIBO sadece diyetle tedavi edilemez ve tedavideki amaçlardan biri de hastaya yiyemediği bu yiyecekleri yeniden yedirebilmektir, sebzelerin olmadığı bir diyetle ömür geçirmesi değil.

Görüldüğü gibi bazen en faydalı sandığımız gıdalar bile sorunlara yol açabiliyor. Biraz karamsar ve aşırı temkinli bir bakış açısına mı sahibim sizce? Elbette daha sağlıklı olanı arayacağız ve çeşitli denemeler yapacağız. Aslında daha çok, bütün “sağlıklı beslenme” denemelerine rağmen ilerleme kaydedememiş hastaları düşünerek yazıyorum bunları. Sonuç alamıyorsanız altta yatan bir çok başka neden olabilir. Bazen aynı diyet aynı insanda bile farklı sonuçlar verebilir. Kendimden örnek verebilirim! Otoimmün diyeti (AIP) iki kez denedim. İlkinde semptomların eskisinden de kötü hale geldi! Bir ay sonunda oldukça sinirlerim yıpranmış halde diyeti bıraktım. Birkaç ay sonra tekrar denediğimde ise inanılmaz sonuçlar aldım. Tiroit antikorlarım düştü, hormon seviyelerim ve kan değerlerim hiç olmadığı kadar iyiydi! İlkinin kötü gitmesinin sebebini net olarak söyleyemem çünkü tahminlerimi doğrulayacak bir test yaptırmadım. Ama birinci ihtimal, bende SIBO vardı (bu ihtimali destekleyecek bir çok semptomum vardı) ve yediğim sebze miktarı çok arttığı için şikayetlerim arttı. İkinci ihtimal ise bu dönemde bir başka “sağlıklı” gıda olan fermente gıdaları tükettim (hatırlamıyorum maalesef) ve maya intoleransımdan dolayı işler kötü gitti (ikisi aynı anda da olabilir!). İkinci denememden önce ise SIBO için önerilen bitkisel antibakteriyel ilaçları kullanmış, hayatımdan gluten, süt ve mayayı tamamen çıkarmış ve başka birçok iyileştirici uygulamayı hayatıma entegre etme yolunda adımlar atmıştım.

Bu konuda verilecek örnekler çoğaltılabilir. Sizin de diyet denemeleriniz beklediğiniz sonuçları vermediyse, “sağlıklı” yiyecekler sağlığınızı bozduysa lütfen aşağıda, yorumlarda tecrübelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin! Ve “sağlıklı beslenme” istediğiniz sonuçları vermedi diye hemen pes etmeyin! Altta yatan başka bir neden olabileceğini unutmayın.

15 Comments

  • Elvan KONALİ says:

    Merhaba, Sibo için önerilen bitkisel antibakteriyel ilaçlar nedir?

    • Tuğba Duymaz says:

      Allison Siebecker sitesinde allicin (sarımsaktan elde ediliyor), berberin, güveyotu ve neem takviyeleri kullandığını söylüyor. Ayrıca Biotics FC Cidal ve Metagenics Candibactin adlı iki ticari karışım da çalışmalarda kullanılmış. Bitkisel antibiyotikler en az 4 hafta süreyle kullanılıyor. Bunların dışında farmasötik (klasik) bazı antibiyotiklerle tedavi de başka bir seçenek. Ancak sadece antibiyotiklerle sorun aşılamayabilir. SIBO’ya neyin sebep olduğu bulunmalı, ortadan kaldırılmalı. Bir de ilaç kullanmadan önce SIBO olduğunuzdan emin olmalısınız zira bir çok başka durumla benzerlik gösteriyor. Bu ilaçların sizde yan etkiler yapıp yapmayacağını da araştırmak çok önemli. İlerleyen günlerde SIBO ile ilgili kapsamlı bir yazı paylaşacağım. Daha detaylı bilgi bulabilirsiniz…

      • tuğba says:

        tuğba hnm merhaba, bu doğal antibiyotikleri nasıl satın alabiliriz bilginiz var mı acaba, internetten baktım ama yabancı sayfalarda var satışı …

        • Tuğba Duymaz says:

          Merhaba.. Maalesef bu konuda bilgim yok, ben de kendim için aldığımda hep yurt dışından temin ettim. İlaç ismi değil de içerik üzerinden arama yaptığınızda belki muadillerini bulma şansınız olabilir.

  • Sueda says:

    Merhaba gerçekten çok güzel bir yazı.sibo testini yaptırdım sonuçlarım yakında gelecek ne yapmalıyım nasıl yapmalıyım kısmına ışık tutmasını umuyorum çünkü siZinde dediğiniz gibi her diye dokunuyor her yediğim dokunuyor

    • Tuğba Duymaz says:

      Merhaba! Testi nerede yaptırdınız? Nefes testi mi yapıldı? Türkiye’de yapılıp yapılmadığını bilmediğim için soruyorum. Olumlu olumsuz bir sonuç almak elbette çok faydalı olacaktır.

      • Sueda says:

        Günaydın Genova laboratuvarlarında yapıldı evet nefes testi oldu başka çeşidi var mı bilmiyorum umarım faydasını görürüm

        • Tuğba Duymaz says:

          Türkiye’de yapılmadı yani, anlıyorum. Yalnız sonuç hemen çıkıyor diye biliyordum ben, başka testler de mi eklendi acaba? Onlarla birlikte ayrı bir rapor mu hazırlanacak? Teşekkür ederim bilgi için.

  • Özlem says:

    Merhaba. Tüm yazılarınız gibi çok faydalı teşekkürler. Bir şey merak ettim ilk diyette bahsettiğiniz fermente gıdalara fermente sebzeler dahil mi yoksa kefir falan mı (mayalı deyince fermente turşular değil herhalde)

  • Elif Gurses says:

    Cok guzel bir yazi olmus Tugba’cim! Tebrikler. Zaman buldukca diger yazilarini da tek tek okuyacagim. Sana bu konuda gonulden katiliyorum. Zira ben de su sonuca vardim ki ozellikle soz konusu olan saglikla ilgili bir durum ise ve ozellikle de otoimmun sorunlar ise diyet isleri (su super bu super) kesinlikle oyle gorundugu gibi degil. Buz daginin altini bilmeden karar vermek cok akillica degil ama bunun icin de biraz daha derine inmek, zaman gerek….!

    • Tuğba Duymaz says:

      Begenmene cok sevindim, cok tesekkurler:) Aynı durum takviye ilaçlar için de geçerli diye dusunuyorum. Komsuya iyi gelen bana da iyi gelir yaklasımı ne kadar cezbedici olsa da kotu sonuclar dogurabilir. Bazen doktorların bile bu konuda cok rahat davrandıklarına şahit oluyorum. O yüzden kendimizi çok iyi tanımamız ve dediğin gibi derinlere inmemiz gerek!

  • Ayse says:

    Merhaba bilgilendirici yazınız için çok teşekkürler. Bende haşimato hastasıyım ve çocukluğumdan beri çok ciddi bağırsak tembelliği sorunu yasıyorum. 6 ay önce Biyorezonans tedavisi ve ona bağlı glütensiz süt ürünlerinden uzak bir diyete başladım kandida sorunum için. Ama bu süre zarfında besinlere olan hassasiyetlerim daha da arttı ve buna bağlı olarak gaz sancılarım şişikşnliklerim de maalesef.. Ne yiyeceğimi bilmez oldum. Cidden desperate bir hale dönüştü. Sibo belirtileri beni anlatıyor gibi hissediyorum ama Ankara’da bunun için destek alacağım bir uzman bulamıyorum. Bahsettiğiniz bitkisel antibakteriyeller TR de de mevcut mu bu konuda kimden destek alabilirim yardımcı olmanız mümkün mü? Çok teşekkür ederim

    • Tuğba Duymaz says:

      Bazıları tahminimce Türkiye’de mevcuttur, sarımsak gibi… Çalışmalarda kullanılan, adını verdiğim markaların burada olduğunu sanmıyorum. Ama içerikleri üzerinden araştırıp başka markalara ulaşabilirsiniz belki.

  • Ahsen Türkeli says:

    Ankara’da konuyla ilgili Uzman Dr. Gülin Erkmen Yıldırım tarafından ben de sibo tedavisi görüyorum. Ankara da var mı diyen arkadaşa tavsiye ederim.

Leave a Reply to Ayse Cancel Reply

error: Paylaşmak için lütfen izin alın !!