Gayet sağlıklı beslendiğiniz, inflamatuar gıdaları diyetinizden çıkardığınız halde şişkinlik, kabızlık/ishal, gaz, cildinizde kaşıntılar, eklem ağrıları ve daha bir çok başka anlamlandıramadığınız şikayetiniz varsa, bu şikayetler özellikle de sağlıklı olarak bildiğimiz sebzeleri bol bol yediğinizde artıyorsa SIBO’nuz olma ihtimalini değerlendirebilirsiniz.

SIBO (okunuşu sibo), ince bağırsak bakterilerinin aşırı çoğalması olarak tercüme edilebilir. Daha kesin bir tanım vermek gerekirse, ince bağırsakta mL’ye düşen bakteri sayısının 105106’yı aşmasıdır (1). Normalde ince bağırsakta ve hatta midede bile bir miktar bakteri mevcuttur ancak bakterilerin sindirim sistemimizde asıl toplandığı yer ağız ve kalın bağırsaktır. İnce bağırsağın mideye yakın üst kısımlarında 103, kalın bağırsağa yakın kısımlarındaysa 10civarında bakteri bulunması normal kabul edilir (2).SIBO’da ise bu sayı haddinden fazla artış gösterir. Yani bu bakteriler bağırsağın doğal bakterileridir ancak problemi yaratan sayılarının artmış olmasıdır.

Çoğalan bakterilerin türleri de hangi semptomların görüleceğinde söz sahibidir. Örneğin safra tuzlarını çözünemeyen maddelere metabolize eden bakterilerin çoğalması, yağ emiliminin bozulmasına veya safra asidi ishaline sebep olur. Diğer taraftan, karbonhidratları kısa zincirli yağ asitlerine metabolize ederek gaz üreten mikroorganizmalar, oluşan metobolik ürünler emilebildiği için ishale yol açmadan şişkinlik yaratırlar. Klebsiella türleri gibi gram negatif bakteriler ise mukozada hasara sebep olan toksinler üretebilir, emilimi bozabilir, salgıları artırarak “ “tropikal sprue” benzeri bir tablo ortaya çıkarabilir (1). SIBO, ayrıca genel olarak hidrojen gazının baskın olduğu veya metan gazının baskın olduğu şeklinde iki gruba ayrılır ve hidrojen gazının baskın olduğu durum daha çok ishale yol açarken, metan gazının baskın olması kabızlığa yol açabilir (7). 

İnce bağırsakta bir kez bakteri artışı olduğunda, mikroskopik mukozal iltihaplanmaya yol açabilir ve semptomlar daha da kötüleşebilir. İleri yaşlı hastalarda yapılan biyopsilerde, mukozanın ve kriptlerin inceldiği, bağırsak villuslarının kütleştiği ve intraepitelyal lenfositlerin arttığı ve bu değişikliklerin antibiyotik kullanımıyla geri çevrilebildiği görülmüş (1).

SIBO teşhisinde kullanılan testlerden ve hangi bakteri gruplarının arttığının nasıl tespit edildiğinden ayrı bir yazıda bahsettim. Okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bakteri artışı neden problem yaratıyor (3)?

  • Bu bakteri artışı normal sindirim ve emilimi bozarak ince bağırsağın duvarına zarar verir ve sızıntılı bağırsağa neden olur.
  • Bakteriler bizim gıdalarımızı tüketerek demir ve B12 eksikliğine yol açarlar.
  • İnce bağırsak yüzeyindeki hasardan dolayı emilemeyen yiyecekleri tüketmeleri sonucu bakteri sayısı daha da yükselir ve bu bir kısır döngüye yol açar.
  • Bakteriler gıdalarımızı metabolize ettiklerinde gaz üretirler. Gaz; karında şişlik, ağrı, kabızlık, ishal (veya her ikisi birden), aşırı miktarda olursa geğirmeye sebep olabilir.
  • Safrayı parçalayarak yağ emilimini azaltırlar. Bu da A ve D vitaminlerinin eksikliğine ve yağlı dışkı oluşmasına sebep olabilir.
  • Hasara uğrayan ince bağırsak yüzeyi geçirgen hale gelerek, tam olarak sindirilmemiş büyük yiyecek parçalarının vücuda geçmesine ve immün sistemin tepki göstermesine neden olabilir. Gıda allerjileri/intoleransları gelişebilir.
  • Bakterilerin kendileri de vücuda/kana geçebilir. Bağışıklık sisteminin bakteri ve onların hücre duvarlarına(endotoksin) tepkisi kronik yorgunluk ve ağrılara sebep olabilir, karaciğeri yorabilir.
  • Son olarak, bakteriler, yüksek miktarlarda asit salgılarlarsa nörolojik ve kognitif semptomlara sebep olabilirler.

SIBO semptomları:

Öncelikle şunu belirtmek gerek ki IBS hastalarının %84’ünde SIBO da görülmüş. Bu yüzden IBS’in altında yatan sebeplerden birinin SIBO olabileceği düşünülür ve IBS semptomlarıyla SIBO semptomları örtüşebilir.

SIBO’nun yol açabileceği semptomları genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz (4):

  • Şişkinlik, gaz, karın ağrısı, kramplar, kabızlık, ishal veya her ikisi, kalp yanması, mide bulanması, geçirgen bağırsak, besin intoleransları, baş ağrısı, eklem ağrıları, yorgunluk, egzema, kaşıntı veya kızarıklık gibi cilt semptomları, astım gibi solunum sistemi semptomları, despresyon gibi duygudurum semptomları, otizm gibi beyin semptomları, emilim eksikliği semptomları, yağlı dışkı, demir veya B12 eksikliği anemisi, kilo kaybı

Ayrıca SIBO’nun bir çok başka hastalıkla da bağlantısı tespit edilmiştir (4) :

  • Akne rozasea, akromegali, ileri yaş, alkol kullanımı, anemi, atrofik gastrit, otizm, çölyak, kronik yorgunluk sendromu, kronik lenfositik lösemi, kistik fibroz, diyabet, divertikülit, dispepsi, eroziv özofajit, fibromiyalji, safra taşları, gastroparezi, GERD (gastroözofajiyal reflü), hepatik ensefalopati (minimal), hepatik steatozis, H pylori enfeksiyonu, hipoklorhidria (mide asidinin yetersiz oluşu), hipotiroidi / Haşimato tiroiditi, IBD (inflamatuvar bağırsak hastalığı) çatısı altındaki Crohn ve ülseratif kolit hastalıkları, IBS (irritabl bağırsak sendromu), interstisyal sistit, laktoz intoleransı, sızıntılı bağırsak, karaciğer sirozu, Lyme, proton pompası inhibitörleri (peptik ülser, gastrit, reflü gibi hastalıklarda kullanılan ilaçlar), opiyatlar(uyku ilaçları) ve NSAIDler (Bazı ağrı kesiciler) gibi ilaçlar, miyelomeningosel, kas distrofisi (miyotonik tip1) non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH), obezite, pankreatit, parazitler, Parkinson, prostatit (kronik), radyason enteropatisi, huzursuz bacak sendromu, skleroderma, gastrektomi ameliyatı geçirmiş olmak

SIBO’ya neyin yol açmış olabileceğini bulmak tedaviyi kalıcı kılabilir:

SIBO’nun altında yatabileceği düşünülen bir çok etken bulunuyor. Ancak Dr. Siebecker’ın, SIBO konusunda ilk akla gelen araştırmacılardan Dr. Pimentel’i referans göstererek söylediklerine göre maalesef altta yatan sebeplerden bazılarını gidermek, şu anki bilgilerimizle mümkün olmayabiliyor (13). Yine de yapabileceğimiz hiçbir şey yok değil!

SIBO’nun oluşmasına zemin hazırlayabilecek en önemli iki etken azalan mide asidi salgısı ve ince bağırsak dismotilitesi (hareketinin bozulması)(1). Bağırsak immün fonksiyonunun bozulması, anatomik anomaliler(1), safra ve diğer enzimlerin azlığı, bağışıklık sisteminin zayıf olması, ince bağırsağı kalın bağırsaktan ayıran ilioçekal valfte yapısal bir sorun olması, komşu organların baskısı, tümörler, diğer gastrointestinal sistem rahatsızlıkları, ince bağırsakta yapışmalara neden olabilecek darbeler/kazalar SIBO gelişimini kolaylaştıracak diğer etkenler olarak sayılmakta (2). Genel olarak kaynaklarda SIBO’nun altında yatan etkenler bunlar olarak gösterilse de şubat 2017’ye ait World Journal of Gastroenterology’de yayınlanan bir makalede, 1809 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada SIBO’ya en çok katkıda bulunan faktörler; levotiroksin (tiroit ilacı) kullanımı, bağırsak boşaltımının bozulması ve immünsupresyon (bağışıklık sisteminin baskılanması) olarak gösterilmiş (8). Levotiroksin kullanımı listede en üst sırada olsa da, bu levotiroksinin SIBO’ya yol açtığı anlamına gelmiyor olabilir. Levotiroksin kullanan hastaların birçoğunda tiroit hormon değerleri, çok geniş referans aralıklarından dolayı hala ideal seviyelerde olmayabilir ve belki de artan SIBO sıklığı bu hastaların hormon değerlerindeki düzensizliğe bağlı olabilir. Lütfen tiroit ilacı kullanıyorsanız kendi kendinize ilacınızı bırakmayın!

Mide Asidi Azlığı:

Mide asidi bakterilerin bir kısmını öldürerek ince bağırsağa geçen bakteri sayısını azaltıyor. Mide asidi miktarının azalması (hipoklorhidria); Helikobakter pilori kolonizasyonu, mide asidini azaltan ilaçların kullanımı (H2 reseptör antagonistleri ve proton pompası inhibitörleri) veya yaşlanmaya bağlı olarak gelişebilir(1).

İşin ilginç yanı ise düşük ve yüksek mide asidinin belirtilerinin benzerlik göstermesi. Siebecker’ın Microbiome Summit’te bahsettiği, mide asidini ölçen özel bir testin sonuçlarına göre, kalp yanması, reflü gibi belirtilerle gelen hastaların %60ında düşük, %40ında ise yüksek mide asidi ölçülmüş (2). Başka bir deyişle, çok sık başvurduğumuz mide asidini azaltan ilaçlarla, aslında yangına körükle gidiyor olabiliriz!

Siebecker’ın önerisine göre, mide asidininin düşük olup olmadığını anlamanın bir yolu, kapsül şeklinde satılan hidroklorik asit (HCl) takviyelerinden yemeğin başında bir kapsül almak ve kalp yanması gibi herhangi bir rahatsızlığa sebep olup olmayacağına bakmak. Bu yöntem genel olarak işe yarasa da Siebecker herkeste doğru yanıt alınamayabileceği konusunda uyarıyor. Bazı insanlarda düşük mide asidi, midenin girişinde bulunan kasların gevşemesine sebep olduğu için, bu kadarcık takviyenin bile, yüksek mide asidi mevcutmuş gibi rahatsızlık verebileceğini belirtiyor (2).

Gastrointestinal Motilite (Hareket) Bozuklukları:

Sindirim sisteminin hareket bozuklukları da SIBO’nun bir başka önemli sebebi olarak gösteriliyor.

Gastroparezis, yani mide hareketlerinin kronik olarak yavaşlaması, mide içeriğinin geç boşalmasından dolayı yiyecek ve bakterilerin gastrointestinal kanalın üst kısımlarında daha uzun süre kalmasına sebep olarak SIBO’ya zemin hazırlayabilir (1).

SIBO’yla ilişkilendirilen bir başka GI hareket bozukluğu, MMC (migrating motor complex – maalesef Türkçesini bulamadım) adı verilen, yemek aralarında bağırsağı temizlediği düşünülen bir sistemin bozulmasıdır (1), (6). Bu sistem her 1,5-2 saatte bir yeniden başlayan ve her biri kendine has ayrı kasılma sıklıkları sergileyen dört ayrı safhadan oluşur. MMC, normal sindirimden farklıdır ve yemek yendiği anda yerini normal sindirim kasılmalarına bırakır (5). Yemek aralarında ve gece uyurken ise yeniden devreye girer ve ince bağırsağı temizler. MMC’nin yavaşlaması bakterilerin daha uzun süre ince bağırsakta kalmasına, dolayısıyla SIBO oluşumuna zemin hazırlıyor. Bu yüzden öğün aralarında atıştırmanın, MMC’nin işini yapmasına engel olduğu düşünülüyor. Buyrun size ara öğün yapmamak için bir neden daha!

Pekiyi MMC’nin bozulmasının tek nedeni sık yemek mi? Dr. Siebecker’ın 2017’de internet üzerinden yayınlanan Microbiome Summit’te anlattıklarına göre, gıda  zehirlenmeleri MMC’nin bozulmasında büyük rol oynuyor olabilir ve hatta belki de bundan dolayı SIBO’nun birincil sebebi olabilir(2)! 2015 yılında ABD’de düzenlenen bir SIBO sempozyumunda konuşan araştırmacı Mark Pimentel bunu şu şekilde açıklamış: Gıda zehirlenmesine yol açan bazı bakterilerin toksinlerine karşı vücut savunma amaçlı antikorlar üretiyor. Bu antikorlarsa bakterilerin haricinde, ince bağırsakta bulunan ve vücudun kendi proteini olan “vinkülin”e de saldırıyorlar (9)(10). Otoimmün hastalıklara aşina olanlar için tanıdık bir senaryo! Bu moleküler taklit mekanizması, ince bağırsak kaslarını kontrol eden sinirlerin zayıflamasına ve sonuç olarak MMC’nin yavaşlamasına sebep oluyor (9).

Bu bilgiler ışığında tedaviye MMC döngüsünün hızını artıran prokinetik denen takviyeler eklemek yardımcı olabiliyor (10). Aşağıda, tedavi yöntemleri arasında prokinetiklere tekrar değineceğim.

SIBO tedavi yaklaşımı

SIBO tedavisi çok kapsamlı bir konu ve başka yazılarda detaylı olarak ele almak istiyorum ama tedavi seçeneklerinden hiç bahsetmeden de bu yazıyı bitirmek istemedim.

Öncelikle farklı doktorların farklı protokolleri olabildiğini belirteyim. Bir çok farklı yaklaşım konusunda bilgi sahibi olan Dr. Allison Siebecker’ın sitesine göre tedavi basamakları şu hedefler doğrultusunda yürütülebilir:

  1. Bakterilerin azaltılması – Bunun için aşağıdaki maddelerden biri ya da daha fazlası hastaya göre farklı şekillerde seçilip kombine edilebiliyor.
  • Farmasötik antibiyotikler – 2 hafta süreyle kullanılıyorlar. En güveniliri Rifaximin adlı antibiyotik çünkü sadece bağırsakta lokal etki gösteriyor. Sistemik etkisi olmaması ve faydalı bakterileri öldürmemesi onu diğer antibiyotiklere karşı üstün kılıyor. Kabızlık varsa bu rejime neomisin de eklenebiliyor. Bazı hekimler metronidazol kullanıyorlar ancak bu en son seçenek olmalı çünkü faydalı mikrofloraya da zarar veriyor, sistemik etki gösteriyor. (Türkiye’de Rifaximin’i Normix ve Colidur ticari isimleriyle buldum. Güvenilir olduğu söylense de lütfen doktora danışmadan ve etraflıca araştırmadan antibiyotik kullanmayın!)
  • Bitkisel antibiyotikler – En az 4 hafta kullanılıyorlar. Allisin (sarımsaktan elde ediliyor), berberin, güveyotu ve neem takviyeleri Dr. Siebecker’ın kullandıkları. Bunların hepsini aynı anda kullanmadığını, bazılarını SIBO’nun tekrarlaması durumunda kullanmak için sona sakladığını söylüyor. Bunların dışında Atrantil (7), Biotics FC Cidal, Biotics Dysbiocide, Metagenics Candibactin (16) gibi ticari isimlerle bitkisel preparatlar da mevcut. (Bitkisel olsalar bile ilaçların bazı insanlarda ciddi yan etkileri olabileceğini unutmayın ve lütfen kendi durumunuza uygunluğundan emin olmadan kullanmayın.)
  • Elemental formül – Semptomları azaltmada çok hızlı etki gösteriyor. Elemental formül, günlük ihtiyaç duyduğumuz maddeleri içeren hazır bir gıda takviyesi. İçindeki bütün besinler en küçük yapıtaşlarına indirgenmiş olduğu için vücut tarafından bakterilere ulaşmadan, çok çabuk bir şekilde emiliyor. Bakterileri aç bırakarak öldürmeyi hedefliyor. 2 hafta süreyle bu formül dışında başka yemek yenmiyor. Siebecker tadının çok kötü olduğunu söylüyor!
  • Diyet (aşağıda farklı diyetlerden bahsettim)
  1. İnce bağırsak duvarının iyileştirilmesi: Siebecker, bakteriler azaldığında kendiliğinden iyileştiğini ancak diyet ve bazı takviyelerle iyileşmeye yardım edilebileceğini belirtiyor.
  2. Tekrarın engellenmesi – Allison Siebecker, sitesinde Dr. Pimentel’in SIBO tekrarından korunmak için önerdiği protokolü paylaşmış (11):
  • MMC’nin prokinetik ilaçlar yardımıyla hızlandırılması
  • SIBO’ya yönelik bir diyetin sürdürülmesi
  • Mide asidi miktarı azsa HCl takviyesiyle desteklenmesi
  • Mide asidini azaltan proton pompa inhibitörleri ve antasidler gibi ilaçların kullanılmaması
  • Ilioçekal valf sendromunun düzeltilmesi
  • SIBO’ya katkısı bulunabilecek diğer hastalıkların tedavi edilmesi

 

SIBO’da farklı diyet seçenekleri:

Her konuda olduğu gibi burada da farklı görüşler var ve nasıl bir diyet uygulanacağı, hastalığın şiddetine, hastanın sahip olduğu başka hastalıkların varlığına vb. etkenlere göre değişebilir. Tek taraflı bakmamak adına farklı yaklaşımlara ileride ayrıntılı olarak değinmek istiyorum ama bu yazıda sadece SIBO diyetlerinin genel hatlarından bahsedeceğim.

İnce bağırsaktaki bakterilerin ana gıdası karbonhidratlar olduğu için, SIBO’ya yönelik diyetlerin temelinde karbonhidratların sınırlandırılması yatıyor. Burada sadece semptomatik bir rahatlamadan bahsettiğimizin altını çizmek istiyorum, zira bir çok araştırmacı tek başına diyetin SIBO’yu tedavi edemeyeceği görüşünde hemfikir (12, 13). Ayrıca SIBO tedavisiyle hastanın yiyemediği bu yiyeceklerin yeniden diyete sokulabilmesi de hedefleniyor. Bu yüzden kısıtlı bir diyeti uzun süre devam ettirmeye çalışmak ideal bir yaklaşım olarak görülmüyor.

Sebzeler, meyveler, baklagiller, tahıllar, kuru yemiş ve yağlı tohumlar, kemik suyu (içindeki deriden dolayı), süt ürünleri (laktoz) gibi içlerinde oldukça “sağlıklı” gıdalar da bulunan karbonhidratlar, bakteriler tarafından fermente edilerek aside ve gaza çevriliyorlar. Normalde lifli yiyecekler kalın bağırsakta bakteriler tarafından parçalanıyor, az miktarda gaz üretiliyor ve biz farkında bile olmadan bu gaz vücuttan atılıyor. SIBO’da ise bu olaylar sindirim sisteminin daha yukarı kısmında (ince bağırsakta) gerçekleşiyor ve oluşan fazla gaz SIBO semptomlarına yol açıyor (13).

Bununla beraber her SIBO hastasında bütün karbonhidratlar sorunludur diyemiyoruz. Çoğalan bakteri türlerinin tükettiği karbonhidrat çeşidine göre hastada rahatsızlık yaratan yiyecekler de değişebiliyor. Ayrıca bakteri artışı bağırsağın daha üst kısmındaysa bakterilerin ulaşabildiği yiyecek çeşitliliği daha fazla olabiliyor ve bu da hastanın diyetini daha fazla kısıtlamayı gerektirebiliyor. Artış daha kalın bağırsağa yakınsa sorun yaratan yiyecek çeşidi daha az olabiliyor (13).

SIBO’da besin intoleranslarından farklı olarak porsiyon büyüklükleri de önemli. Bir gıdaya karşı oluşan intoleransta, o gıdadan çok küçük bir miktar yendiğinde bile sorun olabilecekken, SIBO’da küçük porsiyonlar tolere edilebiliyor (13).

SIBO diyetlerinden bahsetmeden önce Dr. Pimentel gibi bazı doktorların, diyete tedavinin hemen başında başlamaktan yana olmadıklarını da eklemek istiyorum. Bu yaklaşıma göre, karbonhidratları kısmak bakterilerin hibernasyona uğramalarına (uyumalarına) sebep oluyor ve uygulanan antibiyotiklerin etkinliğini azaltabiliyor (12, 13). Diyete hemen başlanmasını öneren yaklaşımsa, daha çok bitkisel antibiyotiklerin kullanıldığı, yani daha uzun süreli ilaç kullanımını gerektiren ve hastanın şikayetlerini bir an evvel hafifletmeyi hedefleyen bir yaklaşım (13). Dr. Siebecker, hangi yolun izleneceğinin hastaya göre seçilebileceğini söylüyor (13).

SIBO tedavisi için önerilmiş farklı diyetlerden bazıları şu şekilde (14):

SIBO Specific Food Guide (SIBO’ya özgü besin rehberi): Dr. Siebecker’ın kendi klinik tecrübesine dayanarak oluşturduğu bir diyet. Diğer diyetlerden çok daha kısıtlayıcı olduğu için, bu diyetin inatçı vakalarda kullanılmasını öneriyor.

SIBO Bi-Phasic Diet (Çift Fazlı SIBO Diyeti): Dr. Siebecker’ın diyetinin Dr. Nirala Jacobi tarafından  modifiye edilmiş hali. İki fazdan oluşuyor ve daha sonra antimikrobiyal ajanlar da devreye sokuluyor.

SCD (Specific Carbohydrate Diet –  Özel Karbonhidrat Diyeti) – Sıkı bir şekilde takip edilirse %75-84’e varan başarı yüzdesi olduğu ifade ediliyor.

Low-FODMAP Diet (Düşük FODMAP Diyeti) – IBS, IBD ve benzer şikayetlerle karakterize diğer gastrointestinal rahatsızlıklarda başarı şansı oldukça yüksek olan düşük FODMAP diyeti, diğer diyetlere göre daha fazla gıdaya izin veriyor. Tedavinin yanında, tedavi sonrası devam diyeti olarak veya çok kilo kaybeden hastalarda da tercih edilebilir.

Cedars – Sinai Diet (C – SD) – Dr. Pimentel’in oluşturduğu diyet. Gluten de dahil olmak üzere bir miktar tahıla ve şekere izin veren bir diyet. Bu yüzden gluten hassasiyeti olanlarda modifiye edilmeli.

GAPS – SCD’nin farklı bir çeşididir denebilir. Duygudurum bozukluğu, psikolojik sorunlar, gastrointestinal şikayetlere eşlik ediyorsa bu diyet uygulanabilir.

Bunların dışında Dr. Siebecker genel olarak şu tüyoları veriyor:

  • Sibo aktifken çiğ sebze tüketilmemeli (salata gibi). Semptomları azaltmanın en kolay yolu bu olabilir. Başlangıçta sebzeleri pişirmek daha iyi olabilir.
  • Yeşil smoothie yapılacağında da sebzeler önce pişirilmeli.
  • Tahıllardan uzak durulmalı
  • Kış kabağı (winter squash) sorun olabilir. Genelde aralarında bir çeşidi tolere edilebiliyor ve hastanın kendine uyan çeşidi bulması lazım.
  • Kuruyemişler ve yağlı tohumlar sorun olabilir. Küçük miktarları tolere edilebilir. Hindistan cevizi de bazı SIBO hastalarında sorun oluyor.
  • Hasta deneme yanılmalarla kendi tolere edebildiği gıdaları tespit edebilir.

Tekrarın engellenmesinde prokinetikler:

Yukarıda da bahsettiğim gibi ince bağırsağı temizleyen migrating motor complex (MMC)’in SIBO’da yavaşladığı düşünülüyor ve hızlandırmak için prokinetik adı verilen takviyelere başvuruluyor. Prokinetikler, kasların kasılma ritmini bozmadan kasılma sıklığını veya gücünü artırıyorlar (15). SIBO tedavisine ek olarak kullanılan prokinetik ajanlara şunlar örnek verilebilir (16, 11):

  • Düşük doz eritromisin
  • Düşük doz naltrekson (LDN)
  • Tegaserod
  • Prucalopride
  • Iberogast
  • Zencefil takviyesi

 

Bütün bu tedavi protokollerine, ilaç isimleri ve dozlarına, kullanım şekillerine dair daha detaylı bilgi vermek isterdim ancak bu maalesef tek bir yazıda mümkün değil. İlerideki yazılarda tekrar bu konuya dönüş yapmaya çalışacağım. Sorularınızı ve tecrübelerinizi yorumlarda paylaşmaktan çekinmeyin lütfen…

Ayrıca buraya tıklayarak SIBO testleriyle ilgili yazıma ulaşabilirsiniz…

Kaynaklar:
  1. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3099351/
  2. http://microbiomemedicinesummit.com/
  3. http://www.siboinfo.com/overview.html
  4. http://www.siboinfo.com/symptoms.html
  5. http://www.vivo.colostate.edu/hbooks/pathphys/digestion/stomach/mmcomplex.html
  6. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/12498278
  7. https://chriskresser.com/new-treatment-for-sibo-and-ibs-c-with-dr-kenneth-brown/
  8. https://www.wjgnet.com/1007-9327/full/v23/i5/842.htm
  9. http://bettergutbetterhealth.com/can-food-poisoning-give-you-sibo/
  10. https://www.nature.com/articles/ajg20178
  11. http://www.siboinfo.com/prevention.html
  12. https://chriskresser.com/why-diet-alone-is-not-enough-to-treat-sibo/
  13. https://shivansarna.simplero.com/
  14. http://www.siboinfo.com/diet.html
  15. https://en.wikipedia.org/wiki/Prokinetic_agent
  16. https://autoimmunewellness.com/sibo-update-2015-pt-3/

27 Comments

  • Deniz dedi ki:

    Teşekkür ve sevgilerle…

  • Ondr dedi ki:

    Çok teşekkürler hocam sabırsızlıkla prokinetik ilaçların kullanım bilgisini bekliyorum

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Yorumunuz için çok teşekkürler. Ben karışık mı yazıyorum diye düşünürken okuyanlardan böyle talepler alınca mutlu oluyorum. En yakın zamanda yazmaya çalışacağım.

  • faruk.toz dedi ki:

    Yıllardır bu dertten muzdaribim. Verdiğnizi bilgileri 1 sene civarında yabancı kaynaklardan araştırıp deneyerek kendim bulmaya çalışmıştım. Herşeyi hap şeklinde toparlamışsınız ne güzel. Bunlara ulaşıp da şifa bulabilecek kişiler sayenizde pek şanslı. Teşekkürler.

  • Sevda dedi ki:

    Tuğba hocam, ne kadar teşekkür etsem az sanırım emekleriniz için. Sibo semptomlarının hepsi var bende; alerjiler, rosecea, depresyon ve diğer hepsi. Evde candida testi yaptım o da pozitif çıktı. Sibo ve candida sanırım birlikte görülebiliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? SFS, candida ve laktoz testi yaptıracağım özel bir laboratuarda. Bu süreçte gerçekten tek başıma olduğumu düşünüyordum, iki hafta önce gittiğim “özel prof” antiasit ve mide koruyucu verip gonderdikten sonra yazılarınıza rastladım, ilaçları almadım, gastroskopi isteğini geri çevirdim çünkü onbir seneden beri aynı hikayeyi tekrar ediyordum. Artık yalnız olmadığımı biliyor ve başaracağıma dair inancım artıyor. Çok teşekkürler, sevgiler.

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Ben teşekkür ederim. Faydalanmanıza çok sevindim. SIBO aslında bir disbiyozis. Floranın dengesinde bir bozulma olduğu için kandida da görülebilir diye düşünüyorum. Maalesef tedavi kısmında henüz bu bilgiler rutin uygulamaya yansımadığı için hep biraz yalnız kalıyoruz. Ama biz sorguladıkça birşeyler değişecektir diye umut ediyorum.

  • Deren erdoğan dedi ki:

    Harika bilgiler emeğinize sağlık

  • Abdullah ataklı dedi ki:

    Öncelikle Çok teşekkür ederim hocam sıbo semptomlarının çoğunu yaşıyorum gittiğim bütün doktorlar ibs ve kansızlık ve prostatit dışında ciddi Bir şeyin yok deyip gönderdiler ama ben yıllarca kronik yorgunluk stres karın ağrısı gaz kronik ishal hipotansiyon ve duygu durum bozuklukları ile yaşamak zorunda kaldım ve şimdi bu yazınızı okuyarak umutlandım sıbo hakkında profesyonel destek almak ve tedavi olmak istiyorum hocam bana yardımcı olurumusunuz

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Merhaba.. Size yardımcı olmaya çalışacağım (mailimi bekleyin lütfen)… ama burada yorumunuz vasıtasıyla diğer okuyanlar için de küçük bir uyarıda bulunayım. Bazen bu semptomlar başka sebeplerden kaynaklanabiliyor. En azından durumunuzun ne olduğu öğrenmenin ne kadar rahatlatıcı olduğunu biliyorum. O yüzden bazen semptomların uyuştuğunu görünce başka ihtimalleri atlayabiliyoruz. Bu konuda da dikkatli olmak gerektiğini bu vesile ile hatırlatayım.

  • LALE ÖZDEMİR dedi ki:

    Merhabalar Tuğba hn. Yazılarınızı okuyorum ayni sorunlar bende vari cok sıkıntılarım var Kafam çok karısık hashimato hastasiyum 2 senedir dr.ilaclari kesti degerler iyi cünkü gluten tamamen olmasada kismen cıktı hayatimdan Ama son bir senedir ciddi bagirsak ataklari yasiiyorum siskinlik gaz kramp duygu durum bozukluklari yani anlattiğiniz hersey var bende normal drlar sadece endoskopi kolonoskopi verip yolluyorlar beslenme konusunda hicbir tavsiye yok kendim okuyorsk biseyler yapiyorum ama destege ihtiyacim var ne olur bana bu konuda yol gôsterin bu nefrs testi nerde yaptirılıyor hayat kalitem sıfır ne yapmaliyim nereye gitmeliyim cok trsekkürler sayğılar

  • Asef dedi ki:

    Muhtesem bi birikim ve harika bi yazi RABBIM razi olsun

  • cengiz dedi ki:

    hocam yazınız çok güzel olmuş. hocam bu testleri siz yapabiliyormusunuz. çalıştığınız bir hastane varsa muayene olabilir miyiz ? klasik doktorların basit yaklaşımlarından bıktık.

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Merhaba, yorumunuz için teşekkür ederim. Ben bu konuda hasta bakmıyorum.Bunları yalnızca hastalar olarak bilgilenmemiz, bu konulardan daha fazla bahsedilmesi, bu yolla da hekimlerden beklentilerin artması ve uygulamaların değişmesi umuduyla yazıyorum. Türkçe kaynaklara katkıda bulunabilmek amacıyla yazıyorum.

  • seda dedi ki:

    Doktor hanım merhaba , ben 4 ayrı profesöre muayene olduğum halde şu an yazınızla tatmin oldum .Önclikle bu değerli yazınız için çok teşekkür ediyorum.10 yıldır IBS m var,sürekli ishalim.İleri derecede Gastrit ve reflü eşliğinde ..Endoskopi,kolonoskopi..Belli yıl aralıklarla hep yaptırdım.IBS ye bağlı bağırsakta gevşeme ve en son yaptırdığım endoskopide H.PİLORİ (+).Ama tedaviye gerek yok denip yine mide koruyucular verdiler.Bunlar sanki daha çok arttırdı.Hiç bir şekilde beslenme düzeni önermediler.Artık ishali hayatımın rutini olarak kabul ettim ama bu gaz probleminden ötürü çok sıkıntıdayım.Kalp krizi sanıyorum acile gidiyorum gaz çıkıyor.İğneler , batmalar geçmiyor..En son gaz sıkışmasından acile gittiğimizde adım bile atamadım ,doktor muayene bile edemedi karnımdan..Röntgende gaz sıkışması olduğu çıktı ince bağırsakla kalın bağırsağın birleşiminde.Anlık olarak 2 lavman yaptılar yine geçmedi..Sonrası ise sürekli kullanılan Metsil ve Meteospasyml.. Ve sürekli bu gaz sıkıntısından uğraşmaktan yoruldum.Bana yardımcı olabilir misiniz ?Rica ediyorum bir yol gösterin.

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Merhaba, çok geçmiş olsun, bunları yaşamanıza üzüldüm. Anlattıklarınız sibodan olabileceği gibi başka sebepleri de olabilir. H. pilori, reflü.. asit azlığından da olabilir. Mide koruyucular durumu kötüleştirebilir dediğiniz gibi. Sibo için de zemin hazırlayabilir. Ancak eşlik eden başka durumlar da olabilir (ince bağırsakta mantar artışı – Sifo bunlardan yalnızca biri…). Sizi her açıdan muayene edecek ve bütün aksaklıkları tespit edecek bir fonksiyonel tıp doktoruna görünmelisiniz… Gaz için yazıda bahsettiğim diyetlerden birini deneyip rahatlama olup olmadığına bakabilirsiniz belki başlangıç olarak…

  • Nesrin dedi ki:

    Merhabalar,
    Öncelikle paylaştığınız değerli bilgiler için çok teşekkür ederim, ben de pekçok benzer semptomu yaşıyorum, yüz kızarıklığı, kabızlık, şişkinlik, yorgunluk, eklem ağrıları vs, ayrıca hipotiroid ve rozacea hastasıyım. Levitron kullanıyorum ama şikayetlerim hala devam ediyor, bilhassa rozaya bir çare bulamıyorum en iyi doktorlara gitmeme rağmen, anladığım kadarıyla benim bütüncül tedavi uygulayan doktorlara gitmem gerek. Bana önerebileceğiniz bir doktor var mıdır? Tedaviye nerden başlamalıyım, hangi testleri yaptırmalıyım , kendi başıma bu diyetleri uygulamak başka sorunlara neden olmasından korkuyorum. Sizi sorulara boğdum ama sizin gibi insanları bulmak çok zor gerçekten. Çok teşekkür ederim …

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Rozaya parazitlerin de sebep olabileceğinin altını çizmek istiyorum. Levotiron dozunuz yeterli gelmiyor olabilir. Veya levotirondaki T4 hormonunu, asıl bize gereken T3’e çeviremiyor olabilirsiniz. Bunun bir sebebi de tabi bağırsaktaki sorunlar çok büyük ihtimalle. Düşük T3 de kabızlığa yol açarak bir kısır döngüye sebep oluyor olabilir. Ayrıca levotiron kullansanız bile hastalığın bir de enfalamasyon boyutu olduğu unutulmamalı… Dediğiniz gibi bütün bu etkenleri dikkate alacak bir fonksiyonel tıp doktoruna görünmeniz daha iyi olacaktır. Bu şekilde arama yaparsanız çeşitli isimlere ulaşabilirsiniz…

  • emine dedi ki:

    Merhaba Tuğba Hocam Oğlum yurt dışında okuyor 4 yıl önce mide ilaçları verdiler sonrası felaket. 3 Yıldır yukarıda saydığınız her türlü belirtiyi yaşadık halende devam ediyor. Psikolojiye bağladılar. Ama oğlum çok zayıfladı zaman zaman okuluna gidemiyor. Zaman zaman iyileşiyor. Fakat hiç kilo alamıyor. Sibo diyeti yapmak istiyor. Onun daha çok zayıflamasından korkuyorum.kaç tane dr gittik sonuç yok. bu diyeti sizinle beraber yapabilir miyiz?

  • Fatmanur dedi ki:

    Başka kaynaklardan öğrendiklerimdeki eksikleri, verdiğiniz açıklayıcı bilgiler sayesinde tamamlıyorum. Çok teşekkür ederim.
    Benim sorunum, kronik kas ağrısı ve tutulmalar. Doktor fibromiyalji dedi ama tam olarak benzemiyor. Bağırsaklarımda şişkinlik, gaz yok. Beslenmemi düzene soktuğumdan beri de kabız olmuyorum. İnternette kandidanın, kas ağrılarına sebep olduğunu okudum. Sibo olmadan, bağırsak geçirgenliği olmadan kandida artışı olabilir mi?

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Merhaba, ben teşekkür ederim yorumunuz için…
      Kandida artışı sibodan bağımsız olabilir. Başlangıçta sızıntılı bağırsak olmadan kandida artışı ihtimali olsa bile bir süre sonra sızıntılı bağırsak da gelişecektir diye düşünüyorum. Bağırsak belirtileriniz olmasa bile hücresel düzeyde bakıldığında geçirgenlik artmış olabilir ve bu da bazı gıdaların/toksinlerin vücutta tepki vermesine yol açıyor olabilir.

  • EROL KURT dedi ki:

    Tuğba Hanım vücudu reset yaptırmak için bebek gibi sadece süt veya kefir içerek daha sonra yavaş yavaş diğer yiyecekleri az az tüketerek vücuttaki etkilerini gözlemlesek ve ona göre beslenmemizi yönledirsek nasıl bir immünum diyeti olur acaba? Ben bunu denemek istiyorum ve öncesinde sizin görüşlerinizi/yorumlarınızı bekliyorum. Teşekkür ederim.

    • Tuğba Duymaz dedi ki:

      Bunu daha önce sormuştunuz, cevaplamıştım, yeniden yazayım. Süt birçoğumuzun sindiremediği ve sorunlara yol açan bir gıda. Bebeklikte içtiğimiz süt bizim için geliştirilmiş olan insan sütü.. Sizin bahsettiğiniz süt ise inek/keçi vb. sütü… Hatta yetişkinlikte içilen insan sütü bile bebeklikteki etkiye sahip olmayabilir (içinde antikorlar, hormonlar vs var!). Böyle bir reset yapmak istiyorsanız vücudun tepki verme ihtimalinin düşük olduğu gıdalarla yapmanız lazım, bunlar da aşağı yukarı otoimmün diyette bahsedilen gıdalar oluyor.

Yorum ekle

error: Paylaşmak için lütfen izin alın !!