Tag

K2 vitamini arşivleri - Dt. Tuğba Duymaz

A Vitamini ve Ağız Sağlığı

Daha önce ağız sağlığı için D ve K2 vitaminlerinden bahsettik ( Sitede değil ama instagram paylaşımlarımda görebilirsiniz). Bu ekibin önemli bir destekçisi ise A vitamini. D ve K2 ile birlikte kemik metabolizmasında, hem yapımda hem yıkımda rol oynuyor (kemik yıkımı da kemiğin sağlıklı olarak şekillenebilmesi için çok önemli, kötü bir rolü olduğu sanılmasın). 

A vitamini  savunma sistemini güçlendiriyor, antikor yapımında ve virüslerle savaşan proteinlerin yapılmasında görev alıyor. 

Vücuttaki diğer mukozalarla birlikte ağız mukozasının da sağlığında önem taşıyor. Tükürük bezlerinin sağlıklı kalabilmesinde görev alıyor. 

Özellikle gelişme sırasında eksikliği diş minesinde defektlere sebep olabiliyor. 

A vitamini ayrıca gün ışığının beyne iletilmesini sağlayarak hem görmede rol oynuyor hem de sirkadyen ritmin düzenlenmesinde…

Astım ve allerjilere, otoimmün hastalıklara, gıda intoleranslarına karşı vücuda destek oluyor.

Yeşil de dahil renkli sebzelerden aldığımız provitamin A karotenoidleri, vücutta A vitaminine çevirebiliyoruz. Ancak bazı durumlar buna engel olabiliyor:

  • Demir, çinko, protein eksikliği
  • Ağır metal toksisitesi
  • Parazitler
  • Hipotiroidi gibi…

Ve en önemlisi de bazı insanların genetik yapısı bu dönüştürme işleminin çok az olmasına yol açıyor. 

Neyse ki A vitaminin hazır olarak bulunduğu gıdalar da var. En iyi kaynağı ciğer, diğer zengin bulunduğu yiyecekler ise yumurta ve yağı alınmamış süt ürünleri.

Emilimini artırmak için D ve K2’de olduğu gibi yağlı yiyeceklerle tüketmek gerek.

Provitamin A içeren sebzeleri pişirdiğinizde veya püre yaptığınızda ve E vitamini içeren gıdalarla tükettiğinizde daha çok yararlanabiliyorsunuz. 

Fazla A vitamininin, özellikle de D vitamini eksikliğinde toksik olabildiğini unutmamak lazım. Yüksek dozlarda takviye almak yerine mümkün olduğunca dengeli ve zengin beslenmek her zaman daha güvenli ve kalıcı sonuçlar almayı sağlayacaktır. 

Kaynaklar
  1. Vitamins and Minerals 101 Premium by Chris Masterjohn
  2. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S014067369591157X
  3. https://www.health.harvard.edu/newsletter_article/vitamin-a-and-your-bones
  4. https://www.karger.com/Article/Abstract/455372
  5. https://www.who.int/nutrition/publications/public_health_nut7.pdf

D vitamini Haşimato’lularda Antikor Sayısını Azaltıyor

Türk araştırmacıların yaptıkları yeni bir araştırmaya göre, D vitamini kullanımı Haşimato tiroiditi olanlarda antikor sayılarını azaltıyor(1). 75 Haşimato’lu ve 43 sağlıklı hasta üzerinde yapılan çalışmada, D vitamini düşük olan hastalara (25(OH)D3 seviyesi 20ng/mL’den az olan hastalara), 8 hafta boyunca haftada 50000 ünite 25(OH)D3 takviyesi yapılmış. Bu sürenin sonunda yeniden yapılan testlerle, tiroit antikor seviyelerinin ciddi olarak düştüğü görülmüş. Ayrıca hastalarda HDL kolesterol seviyeleri de iyileşme göstermiş. Araştırmacıların önerisine göre Haşimato’lu hastaların D vitamini seviyesinin iyileştirilmesi, hastalığın seyrini yavaşlatabilir.

Yine 2017 yılına ait başka bir çalışmada, serum 25(OH)D3 seviyeleri 30ng/mL’den fazla olan, yani D vitamini seviyeleri düşük olmayan ve en az 6 aydır levotiroksin (tiroit hormon takviyesi) kullanan 34 hastanın 18’ine D vitamini takviyesi verilmiş. 6 ay sonra yapılan yeniden değerlendirmede, D vitamini alan grubun tiroit antikor seviyelerinde, özellikle de AntiTPO’da düşüş gözlenmiş(2).

Bu çalışmalar 2015 yılında yapılan başka bir çalışmayı da doğrular nitelikte. Başlangıçta, çalışmaya dahil olan 218 Haşimato’lu hastanın 186’sının D vitamini seviyeleri 30ng/mL’in altındaymış. D vitamini düşük olan bu hastalara, 4 ay boyunca günde 1200-4000 ünite arasında D vitamini takviyesi yapılarak, D vitamini seviyeleri 40ng/mL’in üzerinde tutulmaya çalışılmış. 4 ayın sonunda, takviye alan hastaların AntiTPO miktarları %20,3 gibi ciddi bir düşüş göstermiş. Hastaların vücut kitle endeksi %2,2, AntiTG antikorları %5,3, TSH’ları da %4 düşüş gösterdiği (iyileştiği) halde bunlar önemli düşüşler olarak değerlendirilmemiş(3).

 

Tiroit antikor seviyesinin düşmesi neden önemli?

Kanda tiroit antikorlarının belirli bir seviyenin üzerinde çıkması, savunma sisteminin tiroit bezini tehdit olarak görmeye başladığını gösteriyor. Bu antikorlar tiroit dokusunu işaretleyerek savunma sisteminin bu dokuları ortadan kaldırmasını sağlıyorlar(4). Başka bir deyişle tiroit bezindeki yıkımda görev alıyorlar. Haşimato tiroiditi olanların %95 kadarında AntiTPO, %80 kadarında ise AntiTG antikorları artmış oluyor (İkisi aynı anda artış gösterebiliyor). Bu yüzden antikor sayılarının ölçülmesi, Haşimato tanısının konmasında, ultrason dışında en belirleyici testlerden birini oluşturuyor (5).

Tiroit hormonları normal seviyelerdeyken bile tiroit antikorlarındaki artış, ileride oluşacak hipotiroidi ihtimalinin habercisi oluyor. THEA (Thyroid Events Amsterdam) skoru adlı, Haşimato gelişme ihtimalini hesaplayan bir uygulamaya göre, antikor sayısındaki yükseklik, 5 yıl içerisinde Haşimato gelişme riskini artıran faktörlerden biri (5).

Antikor sayısı yüksek olanlarda, Haşimato belirtileri de daha rahatsız edici oranda görülebiliyor (6). Bunun sorumlusu, tiroit bezinde daha fazla yıkım olması olabilir. Yıkılan hücrelerde depo edilen tiroit hormonunun ani bir şekilde kana karışması, hipertiroidi belirtilerinin görülmesine yol açabilecekken, bir yandan da azalan hücre sayısından dolayı daha az tiroit hormonu üretilmesi hipotiroidi belirtilerine sebep olabilir. Bu yüzden hastalar karışık semptomlar yaşayabilirler (5).

 

D vitamininin otoimmün hastalıklardaki rolü nedir?

D vitamini immün sistemi regüle etmekte önemli görevlere sahip olduğu için, eksikliğinin Haşimato tiroiditi ve başka otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilmiş olmasına şaşırmamak gerek. Haşimato’lularda D vitaminin daha az olduğunu gösteren çalışmalar mevcut (7, 8). D vitamini immün sistemin orantısız çalışan farklı bölümlerini düzenliyor, otoimmün hastalıklarda önemli bir rol oynayan immün sistem hücrelerinin dengesini koruyor(9, 10,11).

 

D vitamini takviyesi almadan önce:

Bazı insanlarda D vitamini eksikliği, yalnızca yeteri kadar D vitamini içeren gıdalar yemek veya güneşlenmekle düzelmeyebiliyor. Chris Kresser’ın D vitamini ve Haşimato arasındaki ilişkiden bahsettiği yazısında, D vitamini eksikliği şu sorunlardan da kaynaklanabilir:

  • bağırsak sorunları,
  • yüksek kortizol,
  • obezite,
  • diyetle az yağ alımı veya yağ emilimini etkileyen IBD,IBS, safra kesesi veya karaciğer sorunları,
  • yaşlanma,
  • vücutta enflamasyon varlığı (12).

Bunların dışında Haşimato’lularda D vitamininin kullanılabilmesi için bağlandığı D vitamini reseptörünün (VDR) iş görmesini sağlayan gende, normalden sapma olabiliyor (polimorfizm). Bu da vücutta normal seviyede D vitamini bulunsa bile bunun hücrelere yeterli olmayabileceği, böyle genetik değişiklikleri olanlarda normalden daha fazla D vitamini gerekebileceği anlamına geliyor.

Bu bilgileri göz önünde bulundurursak, D vitamini takviyesi almadan önce, tabi ki D vitamini eksikliği varlığını tespit etmek, vücudumuzda D vitamini emilimini engelleyen sorunları değerlendirmek ve doktor kontrolünde D vitamini takviyesi almak faydalı olabilir.

Önerilen D vitamini kan düzeyleri de farklılık gösterebiliyor. Genelde 30ng/mL’in üzeri normal kabul edilirken, Canan Karatay gibi bazı doktorlar hedeflememiz gereken D vitamini seviyesinin 100ng/mL’nin üzeri olduğunu söylüyorlar (13). Yapılan son çalışmalar, bu yüksek seviyenin aslında sanıldığı gibi toksik olmayabileceğini işaret ediyor. Edinilen yeni bilgilere göre, D vitamini düzeyi artarken A ve K2 gibi bazı vitaminlerin eksik kalması, D vitamininin toksik etki göstermesinin altında yatan etken olabilir(12), (14). Daha önce güvenli olduğu söylenen, daha düşük D vitamini aralığı, A ve K2 vitaminlerinin dikkate alınmamasından kaynaklanıyor olabilir. Bu bilgiler, Karatay’ın önerdiği gibi daha yüksek miktarların, diğer vitaminlerin vücutta yeteri kadar bulunması veya takviye edilmesi durumunda, daha iyileştirici etkilere sahip olabileceğini gösteriyor. Bunun için, D vitamini takviyesi alırken A, D ve E vitaminlerine ek olarak EPA ve DHA da içeren balık karaciğer yağını seçmek, bunun yanı sıra K2 vitaminiyle de takviye etmekte fayda olabilir (12). Diğer yandan Chris Kresser gibi bazı doktorların ise bu yüksek D vitamini akımına katılmadıklarını belirtmekte fayda var. Chris Kresser, batılılaşmamış, bizden çok daha fazla güneşe maruz kalan ve diyetlerinde bol miktarda A ve K vitamini bulunan bazı Afrikalı kabilelerde ölçülen D vitamini değerinin 44-48 ng/mL civarında olduğunu belirtiyor ve büyük ihtimalle bu değerin ideal değer olduğunu söylüyor (15). Kişisel görüşüm, yukarıda bahsettiğim gibi bir genetik varyasyonu ve kronik bir rahatsızlığı olmayanlarda bu seviyenin ideal olabileceği yönünde. Ancak bazı hastalıklar için yapılan araştırmalarda yüksek doz D vitamini takviyesinin olumlu sonuçlar verdiğini de gözardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.

 

Kaynaklar:

1 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28697689

2 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28073128

3 – http://www.nuclmed.gr/magazine/eng/sept15/07.pdf

4 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4616844/#!po=94.4444

5 – https://thyroidpharmacist.com/articles/hashimotos-and-tpo-antibodies/

6 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22285302

7 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28413173

8 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4616844/

9 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20427238

10 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4616844/

11 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28733125

12 – https://chriskresser.com/the-role-of-vitamin-d-deficiency-in-thyroid-disorders/

13 – http://www.canankarataydiyeti.com/karatay-diyeti/karatay-diyeti-2/d-vitaminine-hayati-onem-verin.html

14 – https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/17145139

15 – https://chriskresser.com/vitamin-d-more-is-not-better/ 

 

error: İçerik izinsiz kullanılamaz!