Tag

siyah lekeler arşivleri - Dt. Tuğba Duymaz

Dişlerdeki Siyah Lekeler

Dişlerdeki siyah lekeler hem hastaların hem de diş hekimlerinin baş belası… Çürükler ya da diş eti sorunları gibi sağlığa ciddi bir zararı olduğu düşünülmemekle birlikte estetik olarak oldukça rahatsız ediciler. Sanki lekeleri olan kişi dişlerine bakmıyormuş gibi bir izlenim yaratıyorlar. Tam tersine! Genelde bu hastalar lekeleri engellemek için çok düzenli olarak dişlerini fırçalıyorlar. Buna rağmen diş hekiminin yaptığı temizlikten kısa bir süre sonra lekeler geri geliyor!

Siyah lekelenmeler genelde diş eti sınırını takip eder. Diş üzerindeki bu siyahlıkların leke mi çürük mü olduğundan emin olmak için diş hekiminize danışabilirsiniz.

Genelde diş hekimleri olarak biz hastamıza neden lekeleri olduğuna dair tatmin edici bir açıklama yapamıyoruz. Genelde çok çay, kahve içmekten, demir takviyesi kullanımından ya da bazı ilaçlardan olabileceği söyleniyor hastaya ancak birçok hastada bu durumlar geçerli olmuyor. Aslında bu konuda gerçekten de kesinleşmiş bir sonuç yok. Ama elimizdeki bilgiler giderek zenginleşiyor diyebiliriz. Şimdi yapılan çalışmalara bir göz atalım:

Neler Biliyoruz?

  • Yapılan çalışmaların çoğunda dişlerinde siyah lekelenmeleri olanlarda diş çürüğü miktarının daha az olduğu görülmüş (1) (4).
  • Bu lekelerdeki bakteri florasında Actinomyces türlerinin ağırlıklı olduğu, bu yüzden çürük yapma potansiyelinin daha az olduğu görülmüş. Özellikle de renklenmemiş plaktakine göre daha fazla Actinomyces naeslundii ve daha az Lactobacillus türleri içerdiği görülmüş (1). Bu akla probiyotikler etkili olabilir mi sorusunu getiriyor ki bununla ilgili de çalışmalar yapılmış. Birazdan bahsedeceğim…
  • Siyah lekelenmelerin içinde yüksek miktarlarda sülfür ve demir bulunuyor ve siyah renk buradan geliyor (1). Sülfür, bakterilerin fermantasyonundan, demir de tükürükten geliyor. Hamilelik ve çocukluk döneminde demir takviyesi alanlarda daha fazla görüldüğünü söyleyen çalışmalar da var. Ancak tükürükteki fazla demirin tek sebebi bu olmayabilir. Bu konuya döneceğiz… Ancak burada şunu söyleyebiliriz ki hem yüksek miktarda demir hem de bazı özel bakterilerin ortamda olması gibi birkaç koşulun bir arada bulunması gerekiyor olabilir. Veya demirin kendisi bu bakterilerin serpilmesi için uygun ortamı yaratıyor olabilir.
  • Siyah lekelenmelerin içinde normal plaktakine göre daha fazla kalsiyum ve fosfat bulunuyor. Ayrıca siyah lekeleri olanların tükürüğünde de daha fazla kalsiyum bulunduğu ve tükürüğün asidik ortamı normale çevirebilme kapasitesinin ve pH’ının daha fazla olduğu (yani asidik olmadığı) biliniyor (1)

Ayrıca daha az biberonla beslenenlerde daha fazla görüldüğü, diş macunu veya diş fırçalama sıklığıyla ilişkisinin olmadığı ve siyah lekeleri olanlarda normal bakteri plağı birikiminin daha az olduğu gibi başka bilgiler de var (1)

Çürük sıklığının daha az olduğuyla ilgili çalışmalar iyi haber diye düşünebiliriz… Ama  başka bir çalışma, siyah lekelerin oluşumunda diş minesinin çözündüğünü ve mine yüzeyinin bozulduğunu ortaya koyuyor. Sonuçta bu lekeler aslında bir biyofilm ve içindeki bakteriler yiyip içiyor ve fermantasyon ürünleri olşturuyorlar. Bunların diş minesinin içine işlediği ve daha pürüzlü olmasına neden olduğu söylenmiş bu çalışmada. Bu pürüzlü yapı da temizlik sonrası lekelerin normal mineye göre daha kolay tutunacağı bir ortam yaratabilir ve lekelerin geri gelmesinde bir payı olabilir (9). Bu yüzden bence temizlikten sonra hidroksiapatit uygulaması gibi diş yüzeyini onarabilecek uygulamalar düşünülebilir.

Probiyotikler Etkili Olabilir Mi?

Bir çalışmada siyah lekeleri olan 58 çocuk iki gruba ayrılmış. Önce bütün çocuklara diş temizliği yapılmış. Ardından gruplardan birine 3 ay boyunca günde bir kez Streptococcus salivarius M18 verilmiş, diğer grup ise kontrol grubu olmuş. 4 çocuk antibiyotik kullandığı için çalışmadan ayrılmak zorunda kalmış. 3 ve 6. Aylarda lekeler yeniden kontrol edildiğinde, lekelerin geri geldiği çocukların sayısının probiyotik kullanan grupta çok daha az olduğu görülmüş (2). Aşağıdaki tabloda sayıları görebilirsiniz… 

 

S. salivarius kullananlar S. salivarius kullanmayanlar
Toplam çocuk 28 26
3. Ayda leke bulunan çocuk sayısı ve yüzdesi 6 (%21) 13 (%50)
6. Ayda leke bulunan çocuk sayısı ve yüzdesi  9 (%32) 14 (%53)

 

Başka bir çalışmada, yine Streptococcus salivarius M18 ve Lactobacillus reuteri probiyotiklerinin, siyah lekelerle ilişkilendirilen iki bakteri türüne karşı etkisi ölçülmüş (bu iki bakteri Aggregatibacter actinomycetemcomitans and Actinomyces naeslundii ). İki probiyotik de bu bakterileri azaltmada başarı göstermişler. S. salivarius biraz daha başarılı bulunmuş. (3)

Bizde S. salivarius bakterisinin M18’ini değil ama K12 suşu hazır probiyotik olarak bulunabiliyor (Bactoblis markasıyla). Başka bir çalışmada M18 ve K12, sülfür üreten bakterilere karşı etkili bulunduğu için K12 suşunun da siyah lekelere karşı etkisi olma ihtimali var. 

Yine sülfür üreten bakterilere karşı etkili olduğu söylenen başka bir ağız probiyotiği ise Prolacsan markasıyla satılıyor. Bunun içinde de Lactobacillus brevis ve Lactobacillus plantarum bakterileri bulunuyor. Özellikle siyah lekelere karşı etkisini ölçen bir çalışma yok ama sülfür üretimini azaltarak etki gösterebilir. 

Yalnız bir noktayı atlamamalıyız bence: Ağızda neden bu bakteriler baskın hale geldi? Tamam probiyotik kullanalım ama bakteri dengesi durduk yerde neden bozuldu sorusunu da soralım. Yukarıda siyah lekelerin özellikleriyle ilgili söylediklerim, bu lekelerin sonucunda oluşan ortamı değil, onların nasıl bir ortamda geliştiklerini anlatıyor olabilir. Bu ortamın doğmasının sebebi nedir? 

Şimdi başka bir teoriye bakalım…

Bu teoriye  göre tükürükte bulunan ve demiri bağlayan laktoferrin proteini bu birikimlerde rol oynuyor. Laktoferrinin demiri bağlama özelliğinin yanında antibakteriyel etki göstermesi de bu hastalarda daha az çürük görülmesinde etkili oluyor olabilir. 

Yapılan bir çalışmada, siyah lekeleri olanların tükürüklerinde laktoferrin konsantrasyonu lekesi olmayanlara göre daha yüksek bulunmuş. Bu çalışmaya katılanların beslenme şekillerinde belirgin bir fark olmamakla birlikte lekeleri olanlarda daha düzenli çay tüketimi olduğu dikkat çekmiş (5)

Karşılaştığı lekeler karşısında yanıtsız kalan bir diş hekimi ise kendi hastaları arasında bir anket yapmış ve dişlerinde siyah lekeleri olanların günde 50 gramdan fazla peynir yediklerini ve çoğunun bunun üzerine bir de süt içtiklerini gözlemlemiş. Bunun üzerine peynirde bulunan laktoferrin maddesinin lekelerde payı olabileceği sonucuna varmış. Aslında laktoferrin normalde de tükürükte bulunuyor ancak  peynir dişler üzerinde daha uzun süre kalarak ve dişlere daha fazla yapışarak, tükürükteki artmış demiri bağlayıp lekelerin tutunmasına yol açıyor olabilir gibi bir öneri ortaya atıyor. Ancak burada diş hekiminin asıl üzerinde durduğu nokta, bu lekelerin tükürükteki artmış demiri ve dolayısıyla vücutta demirle ilgili sorunları ifade ediyor olabileceği. Zira demirin hem eksikliğinde hem de fazlalığında dokularda ve tükürükteki serbest demirde artış gözleniyor (6) (7). Bu teori doğruysa, dişlerinde siyah lekeleri olanlar demir eksikliği anemisi, G6PD eksikliği, beta talasemi, hemokromatozis ve bunlar gibi demirle ilgili sorunlar yaşıyor olabilirler veya beslenme ile çok fazla demir alıyor olabilirler. Yani siyah lekeler bu gibi demir metabolizmasıyla ilgili sorunları tespit etmede bize ipucu verebilirler.

Başka bir çalışmada ise siyah lekelenmeleri olan 4 hastada, diş taşı temizliğinin ardından laktoferrin takviyesi ve laktoferrinli bir diş macunu ile düzenli fırçalama sonucunda lekelerin yeniden oluşumu önlenmiş. Yine aynı makalede bahsedilen bir vakada, hamile bir kadının dişlerinde oluşmaya başlayan lekeler, laktoferrin kullanımı ile profesyonel temizlik yapılmaksızın ortadan kalkmış. Ayrıca düşen hemoglobin ve ferritin değerleri de yeniden yükselmiş (8). Aslında bu çalışma laktoferrini artırarak lekeleri engellemesiyle diğerleriyle çelişiyor çünkü lekeler laktoferrinin yoğun olduğu bir ortamda oluşuyordu. Bir yandan da demiri bağladığı için mantıklı geliyor. Dokularda fazla miktarda serbest demir olmasının çok sağlıklı olmadığını düşünürsek laktoferrin takviyesini değerlendirmekte fayda olabilir. (Fazla demirin sebebini tespit ettikten sonra…)

Antibiyotikler sebep olabilir mi?

Tetrasiklin türü antibiyotiklerin dişlerin gelişimi sırasında alınmasının dişlerin içinden gelen renk değişikliğine sebep olduğunu biliyoruz. Burada ise dışarıda oluşan bir renklenmeden bahsediyoruz. Yine de amoksisilin gibi penisilin grubundaki bazı antibiyotiklerin özellikle de oral süspansiyon olarak alındığında bu tarz lekelere yol açtığına dair bazı kayıtlar olmuş (11). Yani hastaların bir kısmında sorunun kaynağı antibiyotik kullanımı da olabilir. 

Lekelerin geri gelmemesi için neler yapılabilir?

Yukarıdaki bilgilerden yola çıkarak öncelikle demirle ilgili bir sorun olup olmadığını öğrenmek, kök sebebi bulup ortadan kaldırmak açısından önemli. Üstelik böyle bir sorun varsa bu diş lekelerinden daha fazla önem taşıyor! Ayrıca sadece demirle ilgili teşhis konulabilir bir durum olup olmaması değil, demir metabolizmasını etkileyen her faktör etkili olabilir. Bakır, A vitamini, magnezyum, B vitaminleri, D vitamini, C vitamini… Kısacası birçok etken rol oynuyor demirin vücutta taşınması ve iş yapabilmesinde.

Lekeleri giderme kısmına gelirsek… Bunun evde pek mümkün olacağını sanmıyorum açıkçası. Bu yüzden ilk önce diş hekimi tarafından diş temizliği yapılması gerekecektir. Bu temizliğin çok detaylı olması, biyofilmin yok edilmesi açısından önemli bence. Yukarıda da yazdığım gibi probiyotiklerle mikrobiyomun zenginleştirilmesi denenebilir. Ayrıca mikrobiyom açısından prebiyotiklerin önemini de biliyoruz. Bu yüzden beslenmede prebiyotikleri ihmal etmemek de yeni floranın kalıcı olmasına yardımcı olabilir. 

Diş beyazlatma uygulaması ile lekelerin bir daha geri gelmediğini gösteren bir vaka çalışması bulunuyor (10). Bu çalışmada ev tipi beyazlatma uygulaması yapılmış ve beyazlatıcı ajan dişlerin yalnızca ön yüzeyine değil iç taraflarına da uygulanmış (yine diş temizliği sonrası). Uygulama sonrasında, 10 yıl sonra bile lekeler geri gelmemiş. Burada beyazlatma ajanındaki hidrojen peroksitin leke yapan bakterileri elimine ettiği düşünülüyor. Bu çalışma tabi yalnızca bir hastada elde edilen sonucu gösteriyor, yani herkeste böyle başarılı olur mu söylemek zor. Şunu da ekleyelim, beyazlatmanın genel olarak mikrobiyom üzerindeki etkisine dair çok az çalışma var. O yüzden sağlıklı floraya da zarar verme ihtimali olabilir. Ancak sürekli temizlik yaptırmak zorunda kalmaktansa böyle bir yol denemeyi tercih edecekler olabilir. 

Hidrojen peroksite benzer şekilde çeşitli esansiyel yağların da temizlik sonrası bu bakterilerin yeniden çoğalmasını engelleme şansı olabilir. Bu konuda referans gösterebildiğim bir çalışma yok, sadece mantık yürütüyorum. Nane, okaliptus, çay ağacı, karanfil gibi yağların, hindistan cevizi yağı ile oil pulling yapmanın ya da boswellia gibi sakızların etkisi olabilir belki. (Esansiyel yağları taşıyıcı yağlarla seyreltmek gerektiğini unutmayın!)

Yukarıda da bahsettiğim gibi eğer diş yüzeyinde düzensizlikler varsa bunların giderilmesine yönelik çeşitli uygulamalar da bu saydıklarıma eklenebilir. 

Sizin de siyah lekelere ilişkin bir tecrübeniz olduysa yorum olarak yazarsanız çok sevinirim. Şöyle olunca lekeler başladı, şunu yaptım ve geçti dediğiniz bir tecrübeniz varsa okumayı çok isterim! Gelen cevaplardan yola çıkarak yeni bir ipucu yakalayabilirsem sizinle de mutlaka paylaşırım…

Ekleme: Instagram üzerinden gelen yorumlar ve mesajlar üzerine yanıtları biraz daha net görebilmek adına kısa bir anket hazırladım. Siyah lekeleri olanlar bu anketime katılırsa çok sevinirim. Bu sayede belki lekelerin oluşumuna ve giderilmesine dair ortak bazı özellikler tespit etme şansımız olabilir. 

Ankete bu linkten ulaşabilirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim…

error: İçerik izinsiz kullanılamaz!