Tag

testler arşivleri - Dt. Tuğba Duymaz

SIBO Teşhisinde Kullanılan Testler

Geçen yazımda SIBO üzerine oldukça kapsamlı bilgiler vermiştim. Ne olduğu, belirtileri, SIBO ile ilişkilendirilen hastalıklar, altında yatan nedenler ve genel olarak tedavi yaklaşımlarıyla ilgili bilgileri içeren yazımı okumak için bu linke tıklayabilirsiniz. Bu yazıda ise SIBO teşhisinden kullanılan yöntemlerden bahsedeceğim.

SIBO’yu teşhis etmek için iki yöntem bulunuyor. Bunlar:

  • Endoskopi ve kültür
  • Hidrojen/metan nefes testi

Bu iki testten en çok tercih edileni hidrojen/metan nefes testi çünkü hem daha doğru ve ayrıntılı sonuçlar veriyor hem de uygulanışı daha kolay. Endoskopi ise invaziv bir yaklaşım olması, pahalı olması ve sadece ince bağırsağın mideye yakın bölümüne ulaşabilmesi dolayısıyla pek tercih edilmiyor. Ayrıca anaerob bakterilerin kültürü yapılamadığı için, bu bakterilerin varlığı ile ilgili bilgi veremiyor.

Bunların dışında dışkı analizi veya idrar organik asit testleri SIBO’yu teşhis etmede fikir verebilseler de tek başlarına teşhiste yeterli olmuyorlar.

Hidrojen/Metan nefes testi nasıl çalışıyor?

Hidrojen/metan nefes testi, bakteri çoğalması sonucu artan hidrojen ve/veya metan gazlarının varlığını ve miktarını ölçüyor. Bu gazlar, ince bağırsakta çoğalan bakterilerin yiyecekleri fermente etmeleri sonucu oluşan gazlar ve insanlar tarafından üretilmiyorlar. Bu yüzden bu gazların varlığı bize bakteri artışı konusunda bilgi veriyor. Nefes testi ayrıca SIBO’nun şiddeti ve yeri konusunda da fikir veriyor.

Testten 24 saat öncesinde özel bir hazırlık diyeti yapılması ve test yapılmadan önceki 12 saat boyunca yemek yenmemesi gerekiyor. Hazırlık diyetinin amacı, bakteriler tarafından fermente edilebilen yiyeceklerin azaltılması ve bu sayede testte içilecek solusyona karşı net bir tepkinin ölçülebilmesi. Bu yüzden test öncesindeki günde, genel olarak beyaz pirinç pilavı, balık/tavuk/et, yumurta, tavuk eti/kırmızı et sularından (kemik suyu değil) oluşan bir diyet tüketilmesi öneriliyor. Yağ, tuz, karabiber, çay ve kahvenin azaltılması öneriliyor. Bazen başlangıç gaz seviyelerini negatife indirmek için bu diyeti 2 gün sürdürmek de gerekebiliyor.

Test öncesinde en az 2, bazı kaynaklara göre ise 4 hafta boyunca farmasötik ya da bitkisel antibiyotik kullanılmaması gerektiği söyleniyor.

Ayrıca testten dört gün öncesinde hastanın her türlü laksatif (bağırsak çalıştırıcı ilaçlar), yüksek doz C vitamini ve magnezyum takviyelerinden uzak durması öneriliyor.

Testin başlangıcında bir açlık nefes örneği alınıyor. Sonrasında ise laktuloz veya glukozlu bir solüsyon hastaya içirilerek her 15-20 dakikada bir nefes örnekleri alınıyor. Testte glukoz kullanılırsa, sadece ince bağırsağın mideye yakın kısımlarındaki bakteri artışı konusunda bilgi alınabiliyor, çünkü glukoz burayı geçemeden bağırsaktan emiliyor. Oysa kalın bağırsağa yakın kısımda gelişen SIBO’nun daha yaygın olduğu düşünülüyor. Bu yüzden glukozlu nefes testi negatif çıksa bile, kalın bağırsağa yakın (distal) SIBO’yu teşhis etmek için laktuloz testi de yapmak gerekiyor.

Laktuloz sadece bakteriler tarafından fermente edilebilen ve bağırsaktan emilmeyen bir şeker. Laktulozun ince bağırsaktan geçiş süresi konusunda farklı fikirler olsa da ortalama 90 dk. ile 2 saat arasında olduğu söylenebilir. Alınan nefes örneklerindeki hidrojen/metan gazlarının miktarı ve gaz miktarındaki artışın kaçıncı dakikalarda olduğu, bakterilerin yeri ve cinsi konusunda bilgi veriyor. Bunun sonrasında laktuloz kalın bağırsağa geçerek buradaki mikroflora tarafından fermente ediliyor. Test toplamda 3 saat kadar sürüyor.

Nefes testi maalesef standart bir sonuç vermiyor ve test sonucunda ölçülen gaz miktarlarını gösteren grafiğin doktor tarafından yorumlanması gerekiyor. Her doktorun testi yorumlaması da birbirinden farklılık gösterebiliyor.

Testin yapılması için özel bir cihaz gerekiyor. Evde test etme setleri olsa da bunların da yine laboratuvara gönderilmesi gerekiyor. Test için kullanılacak cihazın metan gazını ölçüp ölçememesi de önem taşıyor, çünkü tedavi metan veya hidrojen gazının baskın olmasına göre değişebiliyor.

Hidrojen/metan nefes testinin tespit edemediği bir SIBO türü, hidrojen sülfit üreten bakterilerin artışı olabilir. Bir araştırmaya göre, özellikle ishalle seyreden IBS vakalarında, hidrojen/metan nefes testi negatif olan hastalarda hidrojen sülfit gazı üreten bakterilerin artışı tespit edilmiş (2). Bu da nefes testlerinin kapsamının ilerleyen yıllarda genişlemesi için çalışmalar yapıldığını gösteriyor.

Türkiye’de Nefes Testi

Google’da “hidrojen/metan nefes testi yapan doktorlar” olarak arama yaptığımda illere göre “hidrojen nefes testi” yapan doktorların listesini veren bir siteyle karşılaştım. Burada sadece “hidrojen” belirtildiği için metan gazı ölçümü yapılıp yapılamadığını ve testte substrat olarak ne içirildiğini bilemiyorum. Yine de yazımın, test/doktor seçiminizi yaparken sorabileceğiniz sorular konusunda yardımcı olmasını umuyorum.

 

TSH’ınız “Normal” ama Hala Tiroit Şikayetleriniz Var

TSH (tiroit stimülan hormon / tiroit uyarıcı hormon), tiroit bezinin az veya çok çalıştığından şüphelenildiği zaman akla gelen ilk hormon. TSH aslında tiroit bezinden değil, beyindeki hipofiz bezinden salgılanıyor ve görevi, tiroit bezini daha fazla tiroit hormonu üretmesi için uyarmak. Bu yüzden TSH yüksek olduğunda tiroit bezinin yeteri kadar hormon üretemediğini (hipotiroidi), düşük olduğunda ise tam tersine, tiroit bezinin çok fazla hormon ürettiğini (hipertiroidi) anlıyoruz.

Kan testlerinde TSH için normal kabul edilen değerler  0,3-0,4mIU/L alt sınırdan başlayıp 4-5 mIU/L üst sınıra kadar uzanıyor. Fonksiyonel tıp doktorları ise, normal aralığının fazla geniş olduğunu ve TSH’ın 1-2 mIU/mL seviyesinde olduğunda, özellikle de 1’e yakın olduğunda ideal seviyede olduğunu savunuyorlar. Birçok hastanın tiroit bulgularının, TSH seviyeleri 1mIU/mL civarında olduğunda yok olduğunu ve hastaların kendilerini en iyi hissettikleri TSH seviyesinin bu olduğunu belirtiyorlar. Özellikle de ilaçla tedavi gören tiroit hastalarında, ilaç dozunu, TSH’ı 1-2mIU/mL aralığına getirecek şekilde ayarlamaya çalışıyorlar. Pekiyi normal TSH değerlerindeki bu yorum farkı neye dayanıyor?

Normal TSH aralığı neden tartışmalı?

Verywell.com’da (1) “Tiroit referans aralığı savaşları” adresli yazıda anlatıldığı üzere, 2003 yılında, referans aralığının üst kısmında kalan hastalarda daha sıklıkla hipotiroidi geliştiğine dair artmakta olan bulgular üzerine, AACE (Amerikan Klinik Endokrinologlar Birliği), 0,3 – 3,0 mU/L’lik bir aralığın referans alınmasını öneriyor. AACE’nin başkanı Hossein Gharib, TSH normal aralığının güncellenmesinin, yüksek kolesterol, kalp hastalığı, osteoporoz, kısırlık ve depresyon gibi tiroide bağlı gelecekte oluşabilecek ciddi sorunların engellenmesine olanak sağlayacağını söylüyor.

Bu yeni öneri başta bir çok doktor tarafından olumlu karşılansa da, maalesef uygulamada ciddi bir değişiklik getirmiyor. Laboratuvarlar yeni referansı kullanmaya başlamıyorlar. Bazı araştırmacılar ise referansın 2,5-4,5 üst aralığında olanlarda, levotiroksin(tiroit hormon takviyesi) kullanımının uygun olmadığını anlatan makaleler yayınlıyorlar. Bu konuda endokrinologlar ikiye bölündüğü için referans aralığı üzerinde fikir birliğine varılamıyor ve eski değerler kullanılmaya devam ediyor.

Yine aynı yazıda şu hatırlatma yapılıyor: Tiroit antikorları veya ailesinde otoimmün tiroit hastalığı olanlar TSH referans aralığı hesaplamalarının dışında tutulduğunda, normal değerler 0.4-2.5mU/L aralığında kalıyor (ortalama 1,18mU/L seviyesinde). Yani gerçekten sağlıklı insanların TSH’ları 0,4 – 2,5 mU/L değerleri içerisinde.

Bu bulguları destekleyen araştırmalardan ikisine de değinmek istiyorum. Karışık bilgilerden sıkılıyorsanız bir sonraki başlığa geçiş yapabilirsiniz.

Türk araştırmacıların, levotiroksin kullanan hastalarda kalp-damar sağlığıyla TSH seviyesi arasındaki ilişkiyi anlamak için yaptıkları bir araştırmada (2), hastalar TSH seviyelerine göre dört gruba ayrılmış ve aynı zamanda sağlıklı kontrollerden oluşan beşinci bir grupla karşılaştırılmışlar. Çalışmaya katılanların, kalp-damar sağlığını değerlendirmede kullanılan lipoprotein, homosistein ve CRP seviyeleriyle bazı fibrinolitik sistem belirteçleri karşılaştırılmış. Sonuçlara bakıldığında, özellikle CRP ve homosistein seviyelerinin, TSH yükseldikçe yükseldiği (kalp hastalığı ihtimalinin arttığı) ve TSH seviyeleri 0,4-2,0 mIU/L olan grubun, sağlıklı kontrollerle hemen hemen aynı değerlere sahip olduğu görülüyor. Lipid paramereleri (total kolesterol, HDL, LDL, trigliseritler) açısından gruplar arasındaki fark çok anlamlı bulunmamakla birlikte, araştırmacılar TSH düştükçe avantajın artmaya meyilli olduğunu belirtmişler. 2’den düşük bir TSH’ın homosistein, CRP ve büyük ihtimalle lipid parametrelerini düşürmede etkili olacağını önermişler.

Başka bir araştırmada (3) ise serbest T3 ve T4 seviyeleri normal ancak TSH’ları 3,6’nın üzerinde olan hastalarda (subklinik hipotiroidizm), TSH seviyesinin kalp kasına etkisi olup olmadığı araştırılmış. Araştırmacılar yüksek TSH’ın, kalp kasında hafif ve ilaçla düzelebilen olumsuz değişikliklere yol açtığı sonucuna varmışlar. Subklinik hipotiroidizmin, vücut tarafından telafi edilebilen basit bir durum değil, minimal doku hipotiroidizmi olarak görülmesini ve ilaçla tedavi edilmesini önermişler.

Haşimato tiroiditim varsa tiroit hormon değerlerim nasıl normal çıkıyor?

Haşimato tiroiditinde, TSH normal değerlerin dışına çıkmadan çok önce, kanda tiroit antikorları (tiroit bezini hedef alan bağışıklık sistemi elemanları) görülebiliyor. Hastalığın bu ilk aşamalarında tiroit bezinin hasar görmemiş sağlıklı hücreleri, TSH’ın normalin üst sınırında kalmasını sağlayarak hastalığı maskeleyebiliyorlar.

Şunu da belirtelim ki her durumda olduğu gibi burada da bireysel farklılıklar olabilir ve hiç bir şikayeti olmayan, antikor varlığı, ultrason veya biyopsi ile Haşimato teşhisi konmamış biri için TSH seviyesinin 4mIU/mL olması gerçekten de normal olabilir. Ancak örneğin depresyon ya da yorgunluk gibi başka birçok sebebe bağlanabilecek belirtiler görüldüğünde sadece TSH’ın “normal” sınırlar içerisinde olması, Haşimato’nun göz ardı edilmesine sebep olabilir. Bu yüzden böyle durumlarda yukarıda saydığım antikor sayısı (AntiTPO ve AntiTG), ultrason ve çok nadir durumlarda biyopsi gibi başka tetkiklere de bakmak gerekiyor.

Bütün bunları daha somut biçimde ifade etmek gerekirse, tiroide bağlı olabilecek belirtileriniz varsa ve kan testlerinizin sonucuna kendiniz bakmıyorsanız, doktorunuz size 4 olan TSH’ınızın normal olduğunu ve ilaç kullanmanız gerekmediğini söylediğinde bu, ek testler yapılmamasına ve muhtemel bir Haşimato teşhisinin atlanmasına sebep olabilir. Bu aslında, Haşimato’nun tiroidinizi biraz daha harap etmesini ve sonunda TSH’ın normal sınırların dışına çıkmasını bekleyeceğiz anlamına geliyor (Çünkü modern tıp anlayışında Haşimato’nun durdurulması için yapılabilecek bir şey yok, o yüzden hormonların normal olduğu aşamada Haşimato’nun teşhis edilmesi bir şeyi değiştirmeyecek.) Benzer şekilde, zaten Haşimato’nuz varsa ve tiroit ilacı kullanıyorsanız, ancak rahatsızlıklarınız bir türlü düzelmiyorsa, tiroidinizin de normal olduğu söylendiyse, TSH’ınız aslında optimal olan değere değil, sadece normalin üst sınırına yakın bir yere dönmüş olabilir. Bu durumda doktorunuz, ilacınızı artırma gereği duymayabilir, siz de semptomları yaşamaya devam edebilirsiniz.

Son olarak, aşağıda otoimmün tiroit hastalıkları konusunda kitapları olan, internet zirveleri organize etmiş, belgeseller hazırlamış iki ismin ideal tiroit hormon seviyeleriyle ilgili görüşlerine yer veriyorum. Benzer değerleri daha bir çok fonksiyonel tıp uzmanının önerilerinde bulabilirsiniz.

Amy Myers’ın The Thyroid Connection adlı kitabında(4) ve web sitesinde(5) önerdiği testler ve ideal sonuçları:

TSH – 1,0-2,0 veya daha düşük. Hamilelerde 2,5 dan küçük olmalı

FT4- 1,1ng/dL’den büyük

FT3- 3,3 pg/mL’den büyük

AntiTPO – 4IU/mL’den az veya negatif

AntiTg – 4IU/mL’den az veya negatif

ReverseT3 (hastanın ekstra T3 hormonuna ihtiyacı olup olmadığını yorumlamakta kullanılıyor) – FT3’e oranı 10:1’den az olmalı

Izabella Wentz, Hashimoto’s Protocol adlı son kitabında(6), TSH’ı 2’nin üzerinde olan, tiroit semptomları veya yükselmiş tiroit antikorları olanlarda, takviye tiroit ilacı almanın faydalı olabileceğini belirtiyor. Kitabında, araştırmalara göre tiroit hormon takviyesinin, tiroit semptomlarını azalttığını, tiroit antikorları seviyelerini düşürdüğünü ve hastalığın seyrini yavaşlattığını da eklemiş.

Wentz’e göre ideal değerler şu şekilde olmalı:

TSH – 0,5-2 mIU/mL

FT3, FT4 (serbest T3 ve serbest T4) – normal değerlerin üst sınırına yakın olmalı

Ayrıca Izabella Wentz’in tiroit test sonucunuzu yorumlamanızda yardımcı olabilecek yönlendirmesi de şu şekilde:

TSH 2’nin üstünde, FT3, FT4 optimal değerlerden az veya normal — aldığınız ilaç az olabilir

TSH 0,3’ün altında, FT3, FT4 optimal değerlerden fazla veya normal—- ilaç fazla olabilir

TSH 0,3’ün altında, FT3, FT4 normalin altında —– tiroit ve hipofiz arasında iletişim  kaybı söz konusu olabilir

FT3 normalin altında, FT4 yüksek veya normal — T4’ten T3’e çevirmede sıkıntı olabilir. T4’e ek olarak T3 takviyesi de iyi gelebilir.

Reverse T3 yüksek— ekstra T3 fayda sağlayabilir ve aynı zamanda hasta stres yönetimine odaklanabilir.

Wentz, hastanın kendini en iyi hissettiği TSH değerini belirlemek için semptomlarını kayıt altında tutmasını da önermiş.

Son bir hatırlatma daha! Testin yapılacağı sabah tiroit ilacınızı almamalısınız. Kan alınması sonrasına erteleyebilirsiniz.

Kaynaklar:
  1. https://www.verywell.com/tsh-thyroid-stimulating-hormone-reference-range-wars-3232912
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16805747
  3. https://academic.oup.com/jcem/article-lookup/doi/10.1210/jcem.86.3.7291
  4. Myers, Amy (Ph. Thyroid Connection, The: Why You Feel Tired, Brain-Fogged, and Overweight — And How to Get Your Life Back. Little, Brown & Company, 2016.
  5. ttp://www.amymyersmd.com/2016/10/thyroid-lab-results-really-mean/
  6. Wentz, Izabella. Hashimoto’s Protocol: a 90-Day Plan for Reversing Thyroid Symptoms and Getting Your Life Back. HarperOne, an Imprint of HarperCollins Publishers, 2017.
error: İçerik izinsiz kullanılamaz!