Skip to main content
Tag

TSH

Tiroit Antikorları ve TSH’ı İyileştirmede Myo-Inositol: Takviye mi Diyet mi?

International Journal of Endocrinology’de yayınlanan 2017 yılına ait bir makalede myo-inositol ve selenyumdan oluşan bir takviyenin otoimmün tiroidit hastaları üzerindeki etkileri incelenmiş (1).

Çalışmaya katılan 86 Haşimato hastasının, takviye kullanmadan önce TSH’ları 3-6 mIU/L arasında, antiTPO ve antiTG antikorları yüksek, serbest T3 ve serbest T4’leri normal sınırlar içerisindeymiş.

Çalışmaya TSH’ı 0,14 mikroU/L olan bir hipertiroidi hastası da dahil edilmiş.

Bütün hastalara 6 ay boyunca 600mg myo-inositol ve 83 mikrogram selenyum içeren Tiroxil adlı takviye kullandırılmış. 6 ay sonra Haşimato hastalarının TSH, AntiTPO ve AntiTG seviyeleri ciddi olarak düşmüş, serbest T3 ve serbest T4 seviyelerinde ise hafif bir iyileşme (artış) görülmüş. Hipertiroidi hastasında ise TSH seviyesi 0,14mikroU/L’den çok ideal bir değer olan 1,02 microU/l seviyesine yükselmiş.

Benim gibi antikor seviyeleri kaçtan kaça düşmüş diye merak edenler için bu bilgiyi de vereyim. AntiTg seviyesi 345 civarından 289 civarına, AntiTPO ise 720’lerden 620’lere düşüş göstermiş (birimler mIU/L). Bu dönemde başka hiç bir takviye kullanılmadığını da ekleyeyim. (Yani aslında normal sınırlara kadar gerileme görülmemiş ama bizim uygulayacağımız diyet, stres yönetimi, toksinlerden arınma, uykuyu düzenleme, eksik vitamin ve mineralleri alma gibi başka yöntemlerle bir arada kullanıldığında daha da çarpıcı sonuçlar elde edilebilir. )

Selenyum tek başına da AntiTPO’yu düşürmüyor mu? Myo-inositol’ün katkısı ne?

Aslında selenyum takviyesinin özellikle de AntiTPO antikorlarını azaltmadaki etkinliğine ilişkin bir çok çalışma zaten mevcuttu. Myo-inositol ve selenyumun birlikte kullanılmasının, yanızca selenyum kullanılmasına ne gibi bir üstünlüğü olduğuyla ilgili ipuçlarını, aynı araştırmacıların 2013 yılında yaptıkları başka bir araştırmada bulmak mümkün (2).

Bu çalışmada, bu defa Haşimato hastaları iki gruba bölünmüş ve bir kısmına yalnızca selenyum kullandırılırken diğer gruba yine selenyum-myo-inositol kombinasyonu verilmiş. İki gruptaki Anti-TPO antikorlarındaki düşüş oranı hemen hemen aynı olurken, kombine takviye alanlarda Anti-Tg antikorları daha fazla düşmüş. Yani myo-inositol eklenmesi özellikle AntiTg antikorları yüksek olanlar için faydalı olabilir.  Ayrıca sadece selenyum kullanan grubun TSH seviyelerinde hiç bir fark olmazken, myo-inositol&selenyum grubunda TSH seviyelerinin %31 oranında düşüş göstermesi de oldukça olumlu bir sonuç.

Myo-Inositol Nedir?

Myo-inositol vücudun kendi üretebildiği ve B vitamini grubuna dahil edilen bir madde. Neredeyse bütün bitki ve hayvanlarda bulunuyor. Hücre zarlarının yapısında yer alıyor; hücre hacminin düzenlenmesi, sinir hücrelerinin metabolizması, fosfolipid üretimi, enerji tüketimi ve hücrelerarası iletişim gibi biyolojik süreçlerde rol oynuyor. (3)

Aslında myo-inositolün daha yaygın olarak bilinen bir faydası, PCOS’ta (polikistik over sendromunda) hormon seviyelerini normalleştirerek şikayetleri azaltması. Hem kadınlarda hem erkeklerde kısırlığa karşı da olumlu etkileri görülmüş (3).

Myo-inositol ayrıca insülin direncini azaltıyor, gebelik şekerini önleme ve iyileştirmede olumlu etkileri var. Metabolik sendromda, kan basıncını düzenlemede, kolesterol ve trigliserit seviyelerini normalleştirmede iyi sonuçlar vermiş. Yağ depolarının parçalanmasını sağlayarak kilo vermeyi kolaylaştırdığı görülmüş. Leptin seviyesini düşürmede de etkili bulunmuş (3).

Beyin sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili de birçok çalışma yapılmış. Myo-inositol seviyesindeki dalgalanmanın, bunama gibi bazı hastalıklarda bir erken dönem belirtisi olabildiği görülmüş. Depresyon tedavisinde, anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve bipolar bozuklukta, panik atakta olumlu etkileri olabileceği görülmüş (3).

Antioksidan, antiinflamatuar ve immün sistemi iyileştirici etkileri belirtilmiş. Bazı kanser türlerinde de pozitif katkıları olmuş (3).

Bu olumlu etkileriyle beraber her zamanki gibi “acaba olumsuz tarafları var mı?” sorusunu sormamız doğru olur. Zira hiçbir madde aslında mucizevi değil ve en masum olduğunu düşündüklerimiz bile vücudun işleyişindeki sorunlara bağlı olarak beklemediğimiz sonuçlar doğurabilir. Nitekim myo-inositolün de vücutta yüksek bulunduğu bazı hastalıklar görülmüş. Örneğin Alzheimer’da ve travmatik beyin hasarı gören çocuklarda psikolojik ve davranışsal bazı semptomlarla ilişkilendirilmiş (3).(Bu çalışmalarda dışarıdan myo-inositol takviyesi yapılmamış, bu yüzden buralarda myo-inositol, bozulan süreçlerin bir sonucu olarak artış/birikim gösteriyor olabilir.)

Takviye yerine diyet?

Myo-inositol, selenyum, Dvitamini, iyot gibi birçok madde ile ilgili çalışmaları paylaşırken aslında hep bir çekince duyuyorum. İzole edilmiş tek bir maddenin etkilerinden yola çıkarak bir tedavi protokolü oluşturmak ne derece doğru?

Kendi MS hastalığını yenmede beslenmenin vitaminlerden daha etkili olduğunu görüp kendi hastaları için de bu temel üzerinde bir diyet hazırlayan doktor Terry Wahls, ihtiyaç duyduğumuz besinleri yiyeceklerden almayı hedeflediğimizde, yalnızca bildiğimiz vitamin ve mineralleri değil, henüz bilmediğimiz ve belki de birbirinin etkisini artıran veya zararını engelleyen, iş birliği içinde çalışan birçok başka maddeyi de alabileceğimizi söylüyor.

Maalesef büyük çoğunluğumuz, aslında çok da besleyici ve çeşitliliği olmayan diyet alışkanlıklarına sahibiz. Modern toplumların birçoğunda da durum bu şekilde. O yüzden bu çalışmaların yapıldığı insanların da diyetlerinde yeteri kadar bu takviye maddelerden bulunmama ihtimali yüksek. Bu yüzden takviyelere yönelmek yerine önce diyetimizi gözden geçirmek, yalnızca tek bir maddeyi değil birçok başka faydalı besini de almamızı sağlayarak daha avantajlı olacaktır diye düşünüyorum. Üstelik daha da güvenli olacağını söylemek yanlış olmaz herhalde.

Bu fikre karşı, yiyeceklerimizin eskisi kadar vitamin/mineral içermediği, o kadar çok vitamini/minerali/mikrobesini yiyecekle almanın çok zor olduğu gibi karşıt fikirler de öne sürülebilir. Bu yazıda bütün besinler için bunun tartışmasını yapmam imkansız. Ancak konumuz olan myo-inositole dönersek, diyet değişikliği ile alınan miyo-inositol miktarının artırılması mümkün. Örneğin bu çalışmada, myo-inositol içeriği fazla olan gıdaların diyete eklenmesiyle, günlük alınan miktar iki katına çıkarılmış ve kanda ölçülen miktar da %21 artış göstermiş. Burada yiyeceklerle alınan fazla myo-inositol miktarı, diyabetik hastalarda daha iyi sinir iletimi sağladığı gösterilen myo-inositol tableti dozuyla aynıymış (günde 1 g)(4).

Hangi gıdalar myo-inositolden zengin?

Myo-inositolün en fazla bulunduğu gıdalar genel olarak baklagiller, meyve ve sebzeler ve kuruyemişler diyebiliriz. Hem kuru hem taze fasulyenin 100gramında 440mg’a kadar myo-inositol bulunabiliyor. Bezelye ile de yine aynı şekilde bol miktarda myo-inositol almak mümkün. Meyveler grubunda en fazla myo-inositol kantalup cinsi kavunda ölçülmüş (100g’ında 355mg). 100g portakaldan 307mg, 100g greyfurttan 199mg, 100gr böğürtlenden 173mg myo-inositol alma şansınız var. 8 tane bademde 42mg, 5 cevizde 20mg bulunuyor. Sebzelerden de enginar ve bamyanın 100g’larında 100mg’ın üzerinde myo-inositol bulunuyor. Her ne kadar glutenden pek haz etmesek de taş değirmende öğütülmüş buğdayda da oldukça yüksek miktarda bulunduğunu belirtmek gerek (1 dilim/25g’ında 287mg). Bu miktar, buğdayın modern şekilde işlenmesiyle oldukça azalıyor (tam buğday olsa bile). Diğer gıdalar için de durum benzer; tazelikleri azaldıkça, işlendikçe gıdaların myo-inositol içerikleri azalıyor. Birçok yiyeceğin myo-inositol içeriğinin yer aldığı (İngilizce) listeye bu linkten ulaşabilirsiniz (liste sayfanın en sonunda yer alıyor).  

Takviye yerine diyetimize öncelik verelim demekle birlikte şu noktayı da paylaşmakta fayda var: Bu gıdalardan bazıları, otoimmün hastalıklarda artmış olan bağırsak geçirgenliğinden dolayı herkeste tolere edilemeyebilir. Bu durumda tabi ki bağırsağı iyileştirene kadar vücutta tepki oluşturan gıdalardan uzak durmak ve takviyeleri seçmek zorunda kalabiliriz. Takviye kullanmamız gerekse bile amacımız bir an evvel bağırsağı eski sağlığına kavuşturmak ve diyetimizi yeniden zenginleştirebilmek olmalı diye düşünüyorum.

Her zamanki gibi sizin de fikirlerinizi bekliyorum. Takviye yerine beslenmeyle daha iyi sonuçlar aldıklarını düşünenler var mı? Yoksa beslenme yetmez mi diyorsunuz? Lütfen yorumlarda paylaşmaktan çekinmeyin…

Sağlıklı günler!

TSH’ınız “Normal” ama Hala Tiroit Şikayetleriniz Var

TSH (tiroit stimülan hormon / tiroit uyarıcı hormon), tiroit bezinin az veya çok çalıştığından şüphelenildiği zaman akla gelen ilk hormon. TSH aslında tiroit bezinden değil, beyindeki hipofiz bezinden salgılanıyor ve görevi, tiroit bezini daha fazla tiroit hormonu üretmesi için uyarmak. Bu yüzden TSH yüksek olduğunda tiroit bezinin yeteri kadar hormon üretemediğini (hipotiroidi), düşük olduğunda ise tam tersine, tiroit bezinin çok fazla hormon ürettiğini (hipertiroidi) anlıyoruz.

Kan testlerinde TSH için normal kabul edilen değerler  0,3-0,4mIU/L alt sınırdan başlayıp 4-5 mIU/L üst sınıra kadar uzanıyor. Fonksiyonel tıp doktorları ise, normal aralığının fazla geniş olduğunu ve TSH’ın 1-2 mIU/mL seviyesinde olduğunda, özellikle de 1’e yakın olduğunda ideal seviyede olduğunu savunuyorlar. Birçok hastanın tiroit bulgularının, TSH seviyeleri 1mIU/mL civarında olduğunda yok olduğunu ve hastaların kendilerini en iyi hissettikleri TSH seviyesinin bu olduğunu belirtiyorlar. Özellikle de ilaçla tedavi gören tiroit hastalarında, ilaç dozunu, TSH’ı 1-2mIU/mL aralığına getirecek şekilde ayarlamaya çalışıyorlar. Pekiyi normal TSH değerlerindeki bu yorum farkı neye dayanıyor?

Normal TSH aralığı neden tartışmalı?

Verywell.com’da (1) “Tiroit referans aralığı savaşları” adresli yazıda anlatıldığı üzere, 2003 yılında, referans aralığının üst kısmında kalan hastalarda daha sıklıkla hipotiroidi geliştiğine dair artmakta olan bulgular üzerine, AACE (Amerikan Klinik Endokrinologlar Birliği), 0,3 – 3,0 mU/L’lik bir aralığın referans alınmasını öneriyor. AACE’nin başkanı Hossein Gharib, TSH normal aralığının güncellenmesinin, yüksek kolesterol, kalp hastalığı, osteoporoz, kısırlık ve depresyon gibi tiroide bağlı gelecekte oluşabilecek ciddi sorunların engellenmesine olanak sağlayacağını söylüyor.

Bu yeni öneri başta bir çok doktor tarafından olumlu karşılansa da, maalesef uygulamada ciddi bir değişiklik getirmiyor. Laboratuvarlar yeni referansı kullanmaya başlamıyorlar. Bazı araştırmacılar ise referansın 2,5-4,5 üst aralığında olanlarda, levotiroksin(tiroit hormon takviyesi) kullanımının uygun olmadığını anlatan makaleler yayınlıyorlar. Bu konuda endokrinologlar ikiye bölündüğü için referans aralığı üzerinde fikir birliğine varılamıyor ve eski değerler kullanılmaya devam ediyor.

Yine aynı yazıda şu hatırlatma yapılıyor: Tiroit antikorları veya ailesinde otoimmün tiroit hastalığı olanlar TSH referans aralığı hesaplamalarının dışında tutulduğunda, normal değerler 0.4-2.5mU/L aralığında kalıyor (ortalama 1,18mU/L seviyesinde). Yani gerçekten sağlıklı insanların TSH’ları 0,4 – 2,5 mU/L değerleri içerisinde.

Bu bulguları destekleyen araştırmalardan ikisine de değinmek istiyorum. Karışık bilgilerden sıkılıyorsanız bir sonraki başlığa geçiş yapabilirsiniz.

Türk araştırmacıların, levotiroksin kullanan hastalarda kalp-damar sağlığıyla TSH seviyesi arasındaki ilişkiyi anlamak için yaptıkları bir araştırmada (2), hastalar TSH seviyelerine göre dört gruba ayrılmış ve aynı zamanda sağlıklı kontrollerden oluşan beşinci bir grupla karşılaştırılmışlar. Çalışmaya katılanların, kalp-damar sağlığını değerlendirmede kullanılan lipoprotein, homosistein ve CRP seviyeleriyle bazı fibrinolitik sistem belirteçleri karşılaştırılmış. Sonuçlara bakıldığında, özellikle CRP ve homosistein seviyelerinin, TSH yükseldikçe yükseldiği (kalp hastalığı ihtimalinin arttığı) ve TSH seviyeleri 0,4-2,0 mIU/L olan grubun, sağlıklı kontrollerle hemen hemen aynı değerlere sahip olduğu görülüyor. Lipid paramereleri (total kolesterol, HDL, LDL, trigliseritler) açısından gruplar arasındaki fark çok anlamlı bulunmamakla birlikte, araştırmacılar TSH düştükçe avantajın artmaya meyilli olduğunu belirtmişler. 2’den düşük bir TSH’ın homosistein, CRP ve büyük ihtimalle lipid parametrelerini düşürmede etkili olacağını önermişler.

Başka bir araştırmada (3) ise serbest T3 ve T4 seviyeleri normal ancak TSH’ları 3,6’nın üzerinde olan hastalarda (subklinik hipotiroidizm), TSH seviyesinin kalp kasına etkisi olup olmadığı araştırılmış. Araştırmacılar yüksek TSH’ın, kalp kasında hafif ve ilaçla düzelebilen olumsuz değişikliklere yol açtığı sonucuna varmışlar. Subklinik hipotiroidizmin, vücut tarafından telafi edilebilen basit bir durum değil, minimal doku hipotiroidizmi olarak görülmesini ve ilaçla tedavi edilmesini önermişler.

Haşimato tiroiditim varsa tiroit hormon değerlerim nasıl normal çıkıyor?

Haşimato tiroiditinde, TSH normal değerlerin dışına çıkmadan çok önce, kanda tiroit antikorları (tiroit bezini hedef alan bağışıklık sistemi elemanları) görülebiliyor. Hastalığın bu ilk aşamalarında tiroit bezinin hasar görmemiş sağlıklı hücreleri, TSH’ın normalin üst sınırında kalmasını sağlayarak hastalığı maskeleyebiliyorlar.

Şunu da belirtelim ki her durumda olduğu gibi burada da bireysel farklılıklar olabilir ve hiç bir şikayeti olmayan, antikor varlığı, ultrason veya biyopsi ile Haşimato teşhisi konmamış biri için TSH seviyesinin 4mIU/mL olması gerçekten de normal olabilir. Ancak örneğin depresyon ya da yorgunluk gibi başka birçok sebebe bağlanabilecek belirtiler görüldüğünde sadece TSH’ın “normal” sınırlar içerisinde olması, Haşimato’nun göz ardı edilmesine sebep olabilir. Bu yüzden böyle durumlarda yukarıda saydığım antikor sayısı (AntiTPO ve AntiTG), ultrason ve çok nadir durumlarda biyopsi gibi başka tetkiklere de bakmak gerekiyor.

Bütün bunları daha somut biçimde ifade etmek gerekirse, tiroide bağlı olabilecek belirtileriniz varsa ve kan testlerinizin sonucuna kendiniz bakmıyorsanız, doktorunuz size 4 olan TSH’ınızın normal olduğunu ve ilaç kullanmanız gerekmediğini söylediğinde bu, ek testler yapılmamasına ve muhtemel bir Haşimato teşhisinin atlanmasına sebep olabilir. Bu aslında, Haşimato’nun tiroidinizi biraz daha harap etmesini ve sonunda TSH’ın normal sınırların dışına çıkmasını bekleyeceğiz anlamına geliyor (Çünkü modern tıp anlayışında Haşimato’nun durdurulması için yapılabilecek bir şey yok, o yüzden hormonların normal olduğu aşamada Haşimato’nun teşhis edilmesi bir şeyi değiştirmeyecek.) Benzer şekilde, zaten Haşimato’nuz varsa ve tiroit ilacı kullanıyorsanız, ancak rahatsızlıklarınız bir türlü düzelmiyorsa, tiroidinizin de normal olduğu söylendiyse, TSH’ınız aslında optimal olan değere değil, sadece normalin üst sınırına yakın bir yere dönmüş olabilir. Bu durumda doktorunuz, ilacınızı artırma gereği duymayabilir, siz de semptomları yaşamaya devam edebilirsiniz.

Son olarak, aşağıda otoimmün tiroit hastalıkları konusunda kitapları olan, internet zirveleri organize etmiş, belgeseller hazırlamış iki ismin ideal tiroit hormon seviyeleriyle ilgili görüşlerine yer veriyorum. Benzer değerleri daha bir çok fonksiyonel tıp uzmanının önerilerinde bulabilirsiniz.

Amy Myers’ın The Thyroid Connection adlı kitabında(4) ve web sitesinde(5) önerdiği testler ve ideal sonuçları:

TSH – 1,0-2,0 veya daha düşük. Hamilelerde 2,5 dan küçük olmalı

FT4- 1,1ng/dL’den büyük

FT3- 3,3 pg/mL’den büyük

AntiTPO – 4IU/mL’den az veya negatif

AntiTg – 4IU/mL’den az veya negatif

ReverseT3 (hastanın ekstra T3 hormonuna ihtiyacı olup olmadığını yorumlamakta kullanılıyor) – FT3’e oranı 10:1’den az olmalı

Izabella Wentz, Hashimoto’s Protocol adlı son kitabında(6), TSH’ı 2’nin üzerinde olan, tiroit semptomları veya yükselmiş tiroit antikorları olanlarda, takviye tiroit ilacı almanın faydalı olabileceğini belirtiyor. Kitabında, araştırmalara göre tiroit hormon takviyesinin, tiroit semptomlarını azalttığını, tiroit antikorları seviyelerini düşürdüğünü ve hastalığın seyrini yavaşlattığını da eklemiş.

Wentz’e göre ideal değerler şu şekilde olmalı:

TSH – 0,5-2 mIU/mL

FT3, FT4 (serbest T3 ve serbest T4) – normal değerlerin üst sınırına yakın olmalı

Ayrıca Izabella Wentz’in tiroit test sonucunuzu yorumlamanızda yardımcı olabilecek yönlendirmesi de şu şekilde:

TSH 2’nin üstünde, FT3, FT4 optimal değerlerden az veya normal — aldığınız ilaç az olabilir

TSH 0,3’ün altında, FT3, FT4 optimal değerlerden fazla veya normal—- ilaç fazla olabilir

TSH 0,3’ün altında, FT3, FT4 normalin altında —– tiroit ve hipofiz arasında iletişim  kaybı söz konusu olabilir

FT3 normalin altında, FT4 yüksek veya normal — T4’ten T3’e çevirmede sıkıntı olabilir. T4’e ek olarak T3 takviyesi de iyi gelebilir.

Reverse T3 yüksek— ekstra T3 fayda sağlayabilir ve aynı zamanda hasta stres yönetimine odaklanabilir.

Wentz, hastanın kendini en iyi hissettiği TSH değerini belirlemek için semptomlarını kayıt altında tutmasını da önermiş.

Son bir hatırlatma daha! Testin yapılacağı sabah tiroit ilacınızı almamalısınız. Kan alınması sonrasına erteleyebilirsiniz.

Kaynaklar:
  1. https://www.verywell.com/tsh-thyroid-stimulating-hormone-reference-range-wars-3232912
  2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/16805747
  3. https://academic.oup.com/jcem/article-lookup/doi/10.1210/jcem.86.3.7291
  4. Myers, Amy (Ph. Thyroid Connection, The: Why You Feel Tired, Brain-Fogged, and Overweight — And How to Get Your Life Back. Little, Brown & Company, 2016.
  5. ttp://www.amymyersmd.com/2016/10/thyroid-lab-results-really-mean/
  6. Wentz, Izabella. Hashimoto’s Protocol: a 90-Day Plan for Reversing Thyroid Symptoms and Getting Your Life Back. HarperOne, an Imprint of HarperCollins Publishers, 2017.
error: İçerik izinsiz kullanılamaz!