Klinikte hemen her gün kullandığımız yardımcılarımızdan biri ozon… Özellikle diş çekimleri, kavitasyon / NICO operasyonlarımız, implant operasyonlarımız gibi cerrahi işlemlerde mutlaka kullanıyoruz.
Bunlara ek olarak diş eti hastalıklarında (periodontitis gibi), diş hassasiyetlerinde, derin dolgularda, kuafaj tedavisinde, aft ve uçuklarda ozonu sıklıkla kullanıyoruz. Yıllardır kullandığımız halde, web sitemde diş hekimliğinde ozon kullanımıyla ilgili bir yazı olmadığını fark ettim ve bu yazıyı yazmaya karar verdim. Ozon nedir, vücutta antimikrobiyal etkileri dışında ne yapar ve diş hekimliğinde nasıl kullanılır, bu yazıda bunlardan bahsedeceğim.
Ozon Nedir?
Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir moleküldür (O₃). Oksijen molekülünün (O₂) UV ışını ya da elektrik gibi bir enerji vasıtasıyla serbest oksijen atomlarına parçalanmaları ve sonrasında ortamdaki diğer O₂ molekülleriyle birleşmeleri sonucunda oluşur. Atmosferde bizi zararlı UV ışınlarından koruyan tabaka olarak tanınan ozon, tıpta ve diş hekimliğinde güçlü bir antimikrobiyal ajan ve iyileşme destekleyicisi olarak öne çıkar.
Ozonun Tıpta ve Diş Hekimliğinde Kullanımı
– Zaman Çizelgesi
Ozonun Etki Mekanizmaları Nelerdir?
Ozonun belki de en bilinen özelliği güçlü bir antimikrobiyal olması… Bakteri, virüs ve mantarları yok etme kapasitesi ve hızı oldukça fazladır. Güçlü bir oksidan olduğu için bu canlıları kolayca öldürür ve birçok antiseptik ajanla kıyaslandığında, antimikrobiyal etkisinin çok geniş spektrumlu olması ve hızlı etki etmesi onu diğerlerine üstün kılar. Bizim hücrelerimizde bulunan gelişmiş antioksidan sistemi ise ozondan zarar görmemizi engeller. Ayrıca ozon çok hızlı bir şekilde yeniden oksijen molekülü ve serbest oksijen atomuna dönüştüğü için dokulara zarar verici atıklar da oluşturmaz. Hatta açığa çıkan O₂ molekülleri de özellikle düşük oksijen seviyelerinden etkilenmiş dokuların oksijenlenmesine katkıda bulunur ve iyileşme süreçlerini hızlandırır.
Ancak ozonun tek etkisi bu değildir. Yine güçlü bir oksidan olması sebebiyle, vücutta antioksidan ve antienflamatuar süreçleri uyarıcı bir rol oynar. Oksidan dediğimizde kötü bir şeymiş gibi geliyor kulağa… Ancak medikal ozon uygulamalarında kullanılan dozlarda bu oksidan etki, uzun süren bir oksidatif hasara yol açmaz, geçici bir oksidatif stres yaratır. Belki hormesis kavramını duyduysanız, ozonun bu çalışma şeklinin hormesise bir örnek olduğu sizin de aklınıza gelmiş olabilir. Hormesis, düşük dozlu bir stres kaynağının, vücudun adaptasyon yeteneğini ve direncini artırması olarak tanımlanabilir. Bizi öldürmeyen şey güçlendirir…
Ozonun yarattığı bu geçici ve düşük dozlu oksidatif stres de vücutta bazı süreçlerin tetiklenmesini sağlar. Ozon vücutta çeşitli moleküllerle etkileşime girer ve bu moleküller vücutta farklı organlara giderek oksidatif stres varlığını bildirirler. Bu da vücudun antioksidan üretiminin artmasını sağlar. Bu antioksidanlarsa hücrelerimizi serbest radikallere ve oksidatif hasara karşı korurlar.
Ayrıca antioksidan sistemin etkinliğinin artması, anti-inflamatuar bir etkiyle de sonuçlanır. Pro-inflamatuar sitokinler azalır, iltihabı dengeleyici sitokinler artar ve sonuç olarak kronik inflamasyonda rahatlama sağlanır.
Ozon, bağışıklık sisteminde görev yapan fagositlerin aktivasyonunu, sitokin ve interferon sentezini, kompleman sistemini aktive eder.
Kronik inflamasyon sebebiyle oksijenlenmesi azalan dokuya, eritrosit yapımını ve eritrositlerin oksijen taşıma kapasitesini artırması, damarlarda nitrik oksit üretimini artırarak damar genişlemesini sağlaması gibi etkileriyle daha fazla oksijen ulaşmasını sağlar.
Ayrıca “biyosentetik” etkisi vardır. Vücutta protein sentezini artırır. Ribozom ve mitokondri yapımını uyararak doku rejenerasyonu sağlar.
Ozon bunları kendisi direkt yapmaz ama etkileşime girdiği maddelerin vücudu uyarması ve birbirini tetikleyen zincirleme bir reaksiyon başlatmaları bu sonuçları sağlar.
Diş Hekimliğinde Ozon Hangi Yollarla Kullanılır?
Biz diş hekimliğinde ozonu gaz veya ozonlu su şeklinde direkt çalışma bölgemize uygulayarak kullanıyoruz. Ozon gazı stabil olmadığı ve hızlıca oksijene dönüştüğü için üretildikten sonra kısa süre içerisinde kullanılması gerekiyor. Ozonun biraz daha stabilitesini artıran bir yöntem ise ozonlu yağ üretmek. Bu şekliyle elde edilmiş ozonlu yağı ise hastalarımız eve götürerek çeşitli durumlarda kendileri uygulama yapabiliyorlar.
Şimdi ise ne gibi tedavilerde ozonun bize yardımcı olduğuna bakalım…
Diş Hekimliğinde Ozon Hangi Tedavilerde Kullanılır?
Benim ozonu en sık kullandığım yer sanırım cerrahi işlemler. Diş çekimleri, implant cerrahisi, kemik grefti, sinüs lifting, çene kemiği kavitasyonları gibi her cerrahi işlemde mutlaka ozonu gaz ve ozonlu su olarak kullanıyorum. Hem bölgede antiseptik etki sağlayıp antibiyotiklere olan gereksinimi azaltmak hem de yukarıda saydığım, vücutta zincirleme olarak yarattığı tüm olumlu etkilerinden dolayı bu işlemlerde kullanıyorum.
Ozonu mutlaka kullandığım ikinci durum kuafaj tedavileri ve aktif çürükler. Ozon gazının dentin tübüllerine penetre olabilmeleri sayesinde, yine hem buradaki mikroorganizmaları öldürerek çürüğün ilerlemesini durdurup yaptığım tedavinin başarısını artırmak hem de bağışıklık sistemi ve antioksidan sistemi uyarıcı etkileriyle dişin kendini onarmasını desteklemek amacıyla kullanıyorum.
Üçüncü bir alan, periodontitis ve periimplantitis vakaları… Yani diş eti ve implant çevresi yumuşak doku iltihapları. Bu vakalarda ozonu gaz olarak direkt iltihaplı bölgeye uygulamanın yanında diş temizliği için kullandığımız EMS Airflow cihazımızın su haznesine de ozonlu su koyarak başlangıç temizliğimizi yapabiliyoruz. Yine hem antiseptik hem de iyileşmeyi sağlayan etkilerinin yanında derin ceplerdeki anaerobik (oksijensiz) ortamı değiştirmek ve bu ortamı çok seven azılı patojenlerin hakimiyetini sonlandırmak açısından da ozon bence çok güçlü bir silah.
Diş hekimliğinde ozondan faydalandığımız başka bir alan başlangıç çürüklerinin tedavisi. Ozon gazı hem çürük içindeki bakterileri yok ederek dişin kendini onarmasına yardımcı oluyor hem de dentin tübüllerinin açılmasını sağlayarak remineralizasyon için gereken minerallerin ve bizim uygulayacağımız ajanların dişin içine işlemesini kolaylaştırıyor.
Ayrıca ozonun diş hassasiyetini giderici etkisi de bulunuyor. Bu etkisinden özellikle de çocuklarda diş tedavisini kolaylaştırmada faydalanılabileceğini, bir çalışmada okumuştum.
Aft ve uçuklarda ozon uygulaması, lezyonun daha hızlı ve acısız şekilde iyileşmesini sağlıyor.
Bunların dışında işlemler öncesinde ağız gargarası olarak ve ayrıca klinikte kullandığımız cihazlarda biyofilm oluşmasını önleyici olarak da ozonlanmış sudan faydalanıyoruz.
Özetleyecek olursak, ozon, yalnızca mikropları yok eden bir dezenfektan değil, aynı zamanda vücudun kendi iyileşme gücünü harekete geçiren biyolojik bir destektir. Bu nedenle, doğru doz ve uygulama yöntemleriyle tedavi sürecine doğal bir destek sunar ve biyolojik diş hekimliği yaklaşımıyla çok örtüşen bir yardımcıdır.